·258 syf.····Okunma: 28 Ekim 2024 16:07 Kalemimin ucunun kırılmaya bu kadar hazır olduğu bir an daha yaşamadım daha önce.
Bir duygu karmaşası ve kırık bir öfke ile yazıyorum bu incelemeyi.
Ah Dorian gerçekten pişman oldun mu ?
Neden öfkeliyim bilmiyorum. Dorian bir uçuruma giderken onu kaygan zemine yatıran Lord Henry ve tüm bunları görmezden gelen Dorian... Gencecik bir yaşta defalarca sahnelerde ölümü oynayan ama sadece bir kere aşka düşüp ölen Sybil Vane ...
Peki ya masumiyeti önce Dorian'da görüp daha sonra bir portresinde bu masumluğun sonunu getireceğini bilmeden işlemesinin yürek burukluğunu bize emanet eden Basil Hallward...
Ne desem nasıl yazsam?
Oscar Wilde'i okuduğum her satırda takdir ettiğim bir eser olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Acımasızlığı, hazzı , tutkuyu , gençliğin güzelliğini ilmek ilmek işledi gönlüme .
Kitabı okuyan bir arkadaşımın bana yönelttiği bir sorunun cevabını bulmaya çalışıyorum hâlâ.
"Bu Kitap sana ne kattı?"
İçimden sadece "öfke" demek geliyor fakat Basil'in hatırasına ihanet etmek istemiyorum ama Dorian Gray'in Portresi'nin benim, etrafıma bakıp hayatımda Lord Henry gibi kişiliğin olup olmadığını sorgulamama sebep oldu diyebilirim. Tekrar tekrar düşündürdü beni acaba biz de Dorian gibi yaşlanıp çirkinleşmekten korkuyor muyuz ?
Yoksa yılların çizgileri ile sınırlarımızı birleştiriyor muyuzdur?
Ruhumuzu şeytana sattığımız menfaatlerimiz var mıdır ?
Hepimiz zaman zaman Dorian olmuyor muyuz?
Lord Henry öfkemi kabartan karakter . Lord Henry her konuştuğunda içimden Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu karakterini canlandıran Firdevs Hanım'ın " aptallık etme sen Dorian Graysin " demek geldi .
Manipülasyonun vücut bulmuş hâlisin sen Lord Henry!
Hedonizmi satırlarına serpiştiren Oscar Wilde'in kendini bulduğu ya da benzettiği üç karakterin bize ayrı ayrı mesajları var gibi hissettim. Duygusal bakıyorum belki de ben biraz ama okurken hayattan kopamadım hayat ile yüzleştim diyebilirim. Tüm bu yazdıklarım bir katkıysa bunları koparıp aldım sayfalardan .
Peki siz Dorian Gray'in Portresinde neler görüyorsunuz?
Sizce de Dorian'ın yaşlandıkça çirkinleşen vücudu muydu?
Zaman ne kadar akarsa aksın ruhumuz kırışır mı?
Vicdan gerçekten korkular mıdır?
Yoksa pişmanlık mıdır sızlatan?
Şşşş !
Dorian bize bir şey fısıldıyor sessiz olup dinleyelim onu şimdi. Belki de bize tablonun sırrını samimiyeti ile söyler. Hoşça kal Dorian Gray üzgünüm ama senden nefret ediyorum!