önceden, yazarın hizmetci kitabına baslayıp dayanamamıs ve yarım bırakıp sonuna bakmıstım. bu sefer de aynısının yasanmayacağını ümit ederek kitaba basladım; yazarın en iyi kitabı olduğunu söyleyenleri görünce umutlanmıstım. yalan söylemeyeceğim, kitabı tek oturusta bitirdim. belki de ne kadar sasırtacağını görmek istememden kaynaklıdır, bilemiyorum ama aktı gitti diyebilirim. yalnız, sonuna gelince hayal kırıklığına uğradığımı söylemem gerekiyor. bunun sebebi tabii ki twist değildi; hatta gayet iyi düsünüldüğünü de söyleyebilirim.
spoiler var.
hale, hastasına katilin o olduğunu ima edene kadar aklımın ucundan geçmemisti. iste tam o anda patricia’nın eskiden nisanlı olduğunu söylediği aklıma düstü ve anlamış bulundum. ancak kitabın yazım acısından eksiklikleri olduğunu düsünüyorum.
öncelikle, kitabın birinci kisi anlatımıyla yazılması bence yanlıs bir tercih olmus. baslangıcta okuduğumuz karakterle, onun kim olduğunu öğrendiğimizde karsılastığımız kisi neredeyse tamamen farklı. bir kisinin ic monologu kendi kisiliğinden bağımsız olmamalı. kitap boyunca psikiyatristin zekasıyla övülmesi ancak üzerinde fazla durulmadan ortadan kaldırılması da tatmin edici değildi. ethan ile olan konuya ise gereksizliğinden dolayı değinmiyorum bile. eklemek istediğim bir baska sey de, ethan ile psikiyatriste takıntılı olan adamın —sanırım adı edward’dı— benzerliklerinin abartılmıs olması. sarı sac, mavi göz, sarap sevgisi ve hangi sarabı hangi yemegin yanında icmeleri gerektiği hakkında bile fikirleri olması, isimlerinin bas harflerinin aynı olması ve üstüne üstlük ana karakterin ethan’ın evde bir seyleri hızlı bulmasından sürekli suphe etmesi… sonuncusu, annesi icin eve gidip geldiğinden acıklanmış sayılıyor, hoş. boy meselesini de göz ardı etmemek lazım. ej’in boyu nedeniyle sorun yasadığı ifade edilirken, patricia da ethan’ın bir erkeğe göre kısa olduğunu belirtiyor. yönlendirilmek istendiğini anlıyorum ama tüm bunlara baktığımda, ethan’ın ana kötü olması fikrinden son anda vazgecilmis gibi duruyor. eh, kitap boyunca bazı seylerin tekrar halinde olması da garip sayılırdı. örneğin, patricia’nın tablodaki gözlerin sürekli onu takip ettiğini hissetmesi, ethan’ın gercek olmak icin fazla iyi olduğunun çevresi tarafından sorgulanması gibi durumlar.
özetlemek gerekirse, eğer kitap ücüncü kisi anlatımıyla yazılsaydı, ethan’a yöneltilen süpheler iz bırakmayacak sekilde acıklanmıs olsa ve üzerine düsülen olaylar kestirip atılmamıs olsaydı, daha iyi olabilirdi. peri masalı gibi olan son da… bir seydi.