·264 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ekim 2024 00:00 Kitabın alt başlığı beni kitabın içine sürüklemişti: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu.
Okurken kendimden ve çevremden çok şey buldum. “Bahar” dizisinde ailesi için kendini feda eden Bahar’ın feminist uyanışı geldi aklıma. Yazar da kendi uyanışına, sonrasında görüştüğü kadınların öykülerine ve kadınlar üzerine yapılmış araştırmalara yer vermiş kitapta.
Hepimiz beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlar olarak büyüdük, büyütüldük: “Erkekler doğdukları günden itibaren bağımsızlık için eğitilir; tam tersine kızlara ise bir çıkış yolları olduğu, bir gün bir şekilde kurtarılacakları öğretilir.”
Günümüzde koşullar eskiye göre çok çok daha iyi bir durumda olsa da yine de çağdaş kadının geçmişten gelen ve bilinçdışımızın en derinlerine yerleştirilmiş “kurtarılma arzusunu” ortadan kaldıramıyor maalesef. Yüzlerce yılın tortusunu içimizde taşıyoruz.
Yazar Colette Dowling, kitapta Sindirella Kompleksi’ni ve kitabın savını şöyle özetliyor:
“Bu kitabın savı kişisel, ruhsal bağımlılığın (başkalarının bakımı ve gözetimi altında olmaya yönelik derin arzunun) bugünün kadınını engelleyen temel güç olduğudur. Kadını, aklını ve yaratıcılığını tam olarak kullanmaktan alıkoyan ve büyük ölçüde bastırılmış tutumlardan ve korkulardan oluşan bu olguya, Sindrella Kompleksi diyorum. Sindrella gibi, bugünün kadını da hâlâ dışarıdan bir şeylerin kendi yaşamlarını dönüştürmesini istiyor.”
Sindirella Kompleksi’ni “çağdaş kadının bağımsızlık korkusu” diye ifade ediyor ve aşılmasının tek yolunun kadının kendi içsel özgürlüğünü kurmasıdır diyor. Uyanışını gerçekleştiren kadını ise şu şekilde tanımlıyor Dowling:
“Öğrendiğim bir şey varsa o da, özgürlüğün ve bağımsızlığın, başkalarından (genelde toplumdan ya da erkeklerden) alınamayacağı, sadece, yoğun emekler sonucu içeriden geliştirilebileceğidir. Buna ulaşmak için, kendimizi emniyette hissetmek amacıyla kelepçe gibi kullandığımız her türlü bağımlılıktan vazgeçmek zorundayız. Yine de bu alışveriş o kadar tehlikeli değil. Kendine inanan kadın, yetenekleri dışındaki şeylere ilişkin boş hayallerle kendini aptal yerine koymak zorunda değil. Aynı zamanda, usta ve hazırlıklı olduğu işlerle karşılaşınca geri de çekilmeyecektir. Böyle bir kadın gerçekçidir, ayakları yere basar, kendini sever. Sonunda başkalarını sevmekte de özgürdür, çünkü kendini sevmektedir. Bütün bunlar, özgürlüğe uyanan kadının bir özelliğidir.”
Kitap bazı düşüncelerimin altını çizdi, bazı farkındalıklar oluşturdu ve içine doğduğun aile ve toplumun kolektif ruhunun bireyi şekillendirmedeki etkisini bir kez daha görmemi sağladı.
Biz uyanırsak toplum da uyanır. Uyanalım …