Hakikat kapısına ve bu kapının anahtarı olan peygamber ruhlarının ve bu ruhların nefesi olan Son peygamberin soluğunu varlıkta ve kendinde bulma maksadını öğretmeye ve hatırlatmaya çalışan eser dirilişi, onların sesiyle kendi satırlarının esintisiyle gönül defterine yazıp eserde bizi bu soluğun sesiyle buluşturuyor:
Hz Adem’in; Öncülüğüyle başlayıp onun asıl yurdu olan cenneti yitirip, dünyada tekrar bulmak için girdiği arayış,
Hz Nuh’un ; Yaradanı unutan insanlara uyarısını
Ve kurtuluşun sadece Allah’ın rızasında olduğunu ,
Hz İbrahim’in; Nemrudun zulmü karşısında yanmayan peygamberin Allah’la olan dostluğunu ve Allah’la insan arasına giren putatapıcılığını yıkıp kurduğu hakikat uygarlığını
oğlu İsmail’in kurban olmasına olan razılığını ,
Hz Yusuf ‘un ;doğruluk ahlakıyla kurduğu devlet anlayışını başına gelen tüm haller karşısında sabırla sebat etmesini,
Hz, Musa’nın; Firavuna karşı dirilişi,
Hz Süleyman’nın ; Döneminin dünyada bulunan yitik cennettinden,
Hz Yahya’nın; hakikat uğrunda kesilen başından
Hz İsa ‘nın ; babasız doğan ikinci peygamber ve
hayatın anlamını yitirdiğinde yeniden dirilişe sebep olan yolcuğundan ,
Ve bu serüvende Peygamberler aracılığıyla hem onların hemde insanların dünyada geçtikleri sınavlardan yine peygamberler aracılığıyla o kapıların açılacağını:
Peygamberler ki cennetin kapıları, rahmet kapılarıydı
Cennete açılan kapılardı…
Ve Son Peygamber :
“O , Cennetin bir kapısı değil , Cennetin ta kendisidir.
Yitik Cennet, Yeniden Bulunmuş Cennete dönüştü O’nda.”
diyor,Üstad Sezai Karakoç
İnsanlık yitirdiği cenneti onun ruhunda buldu…
ve bunun üstüne bir şey yazılmaz diyip incelememi bitirmek istiyorum.
Kapıda bekleyen diyin,anahtarı bulmaya çalışan diyin ,kapıyı çalan diyin , bu yolda olmaya çabalayan bir olarak çok güzel bir eserdi tavsiye ediyorum.
Yitik CennetSezai Karakoç