·416 syf.····Okunma: 01 Kasım 2024 00:28 Maral Atmaca’nın yazdığı her kitabı okudum ve çok beğendim, dolayısıyla bu seriden de beklentim baya yüksekti. Açıkçası Öyle Bir Uğradım serisinin 1. kitabını her ne kadar çok beğensem de ikinci kitabın başlarında ve ortalarında sıkıldım bu da kitabı yavaş okumama sebep oldu. Son 50-60 sayfası çok çok güzeldi, özellikle finale bayıldımm! Kitaptan sıkılmamın nedenine gelince,
SPOİLER!
1. kitapta Ukde’nin kendi doğumunu silmesini planlamasını okumuştuk, ikinci kitabın sonuna kadar da hâlâ bunu okuyoruz.
SPOİLER BİTTİ!
Ve durum böyle olunca bana çok monoton bir kitap gibi geldi. Kitabın konusu biraz tarihi aşka da kayıyor.
Konusundan bahsedecek olursam Ukde, abisi gibi gördüğü Taner ile sarhoş oldukları bir gece uçurumdan aşağı düşerek bir solucan deliğinden geçer. Bu solucan deliği onları tam 25 yıl öncesine götürdüğünde, kendini babasının arkadaşı Eflah’ın evinde bulan Ukde, geldiği yılda amcası olan adamla arasındaki 3 yaş farkın yarattığı trajedide, Taner ise amcasından büyük olmasının şokundayken, Ukde kalbine söz geçiremeyip ansızın kendini bulan aşka tutunmayı mı yoksa 25 yıl önce geldiği ve bir olay yüzünden nefret ettiği geleceği değiştirmeyi mi seçecekti?
Zaman mı üstün gelecekti yoksa Ukde mi?