9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 11:05
Herkese merhaba arkadaşlar yine bir #okudumbitti ile karşınızdayım. Kızıl çember kitabını tesadüfen fark ettim ve arka yazısı aşırı ilgimi çekti. Anlatımı gayet iyi ama bazen bazı betimlemeler çok uzatılmış bu biraz sıktı ama konusu gayet iyiydi vede bir eleştiri yapacak olursam hem bir yazar olarak hem okur olarak bir romanda dikkat ettiğim şeylerden biri karakterin yaşadıkları arasında boşluklar olması. Mesela aradan bir kaç gün geçtiğini belirtiyor ama o arada biraz detay verse daha iyi olurdu. Neyse uzatmadan özete geçelim; ( Dikkat spoiler içerir. ) Berra 17 yanında son evde lösemi hastası bir kızımız. Nakilden başka bir çaresi kalmadığını öğrendiğinde ailesi hava değişimi olması için Berra'yı Artvin'e amcasının yanına gönderirler. Berra çok sıcak bir karşılama ile kuzenleri ile tanışır. Amcasının yanında yaşayıp onlara yardim eden ailenin oğlu Murat'ı ilk gördüğü an tutulur. Murat sağlık lisesinden yeni mezun olduğu için Berra ile yakından ilgilenir. Oda ona karşı bir şeyler hisseder ama kızlarla iletişimi pek iyi olmadığı için duygularını içinde yaşar. Murat onu her akşam dağın tepesinde yeşil su adını verdikleri sıcak suya götürür. Berra oraya gittikçe kendini daha iyi hissetmeye başlar. Bir gün kuzeninin arkadaşları Berra'yı bir falcıya götürür. Falcı Berra'yı gördüğünde gözlerinde ateş olduğunu kendinin de bu topraklarında felaketi olacağını söyler. Berra çok etkilenir. Bir gece Murat ve amcasının ailesinden habersiz yeşil suya gider. Yeşil suyun içinde gözleri kapalıyken üzerinden bir gölge geçtiğini hisseder ve dışarıdan sesler duyarak korkup hızlıca giyinip oradan çıkar. Panikle evin tam tersi istikamete gider ve Lacus ile karşılaşır. Lacus kendini doğa bilimci olarak tanıtır. Sarı gözleri onu çok etkiler. Yinede mesafesini koruyarak köye doğru ilerlerler. Berra Ormanda çok uzun ve turuncu parlak bir tüy bulur. Bunun ne tüyü olduğunu sorsa da Lacus bilmediğini söyler. Tüyü Berra'nın saçına dokundurur. Köye vardıklarında köyün ışıkları ile Berra Lacus'u daha net görür kaslı vücudunu ve turuncu saçlarını görünce Berra ona aşık olur. O an içsel deneyim yaşarlar. Berra eve geldiğinde Murat ve amcasını panik yapmış halde bulurlar. Berra hiç olmadığı kadar iyi görünüyordur. Ertesi gün Berra ile Murat çarşıya giderler dönüşte hiç yaşamadıkları bir doğa olayına şahit olurlar. Kuşlar yağmur gibi yağıyor ölüyor ve şiddetli fırtına vardır. Anlam veremedikleri sesler duyarlar. Berra hızlıca sesleri duydukları dağa gider ve Murat peşindedir. Vardıklarında Lacus'u görürler ve Lacus onları bir mağaraya götürür. Kendisinin aslında insan olmadığını doğanın bekçisi Anka kanından geldiğini ve dönüşebildiğini anlatır. Başta inanmasalar da sonra inanırlar. Anka soyundan gelenlerin şifa yeteneği olduğunu ve şifasını Berra ya vermek istediğini söyler ve onunla evlenmek ister. Birbirlerine baglanmislardir. Berra da Anka soyundan geliyordur bu yüzden farkında olmadığı güçleri vardır. Berra'nın ruhu günahsız ve tertemiz olduğu için iblisler peşine düşmüştür. Berra'yı kaçıran iblisler onu yer altına hapseder. Lacus babası ile bir anlaşma yapar. Berrayi kurtarmak için ordusunu gönderirse ona şifasını verip bir daha karşısına çıkmayacaktir. Berra bunu duyar ve resmen yıkılır. Lacus'un şifasını istemiyordur. Acaba Berra kurtulacak mi ? Lacus ile kavuşacak mi? Hikayenin devamında hepsi yazıyor ama ben Sonunu anlatmayacağım sürpriz olsun. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim
1000k
Kızıl ÇemberHale Yıldız · Çınaraltı Yayınları · 202022 okunma
·
82 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.