·232 syf.····Okunma: 01 Kasım 2024 00:00 Kahvemi yaptım , aldım kitabı elime ve başladım yazarla sohbet etmeye. " Belki seninle yeni tanışıyoruz; belki de dostluğumuzu pekiştiriyoruz." diyorsun ya kitabın ilk sayfalarında sevgili yazarım , biz dostluğu pekiştirenlerdeniz . Bu nedenle eski bir dosta tekrar kavuşmak gibi büyük bir keyifle katıldım ben de sohbete.
Sen içinden geçenleri anlattın, insanlarla, yaşananlarla, hissettiklerinle ve gördüklerinle ilgili. Biraz içsel bir yolculuktu bu. Benim sana eşlik ettiğim, benim yolculuğumda ise senin yanımda bulunduğun . Hep sen anlatmadın bu yolculukta, biraz da ben anlattım, sesim sana ulaştı mı bilmem. Arada kahve molası, sohbeti sindirime molası, düşünme molası vermem gerekti. Bazen seni onayladım bazen de fikirlerimizi çarpıştırdım. Etkileyecek, etkilenecek ve daha iyi olabilmek için değişeceğiz. Olduğumuz yerde sayarsak ve sadece kendi fikirlerimiz doğrultusunda gidersek bir adım ilerleyemeyiz diye düşünüyorum.
Çocukluğuma uzandım seninle birlikte. Yalan Rüzgarı'nda sen Lauren 'ı beğenirken ben Paul öldü diye ağlamıştım. Çocukluk işte... O günlerin tadı bambaşkaydı.
Bir köylü hikayesi anlatmıştın hatırlıyor musun? "Hangi köylü gibi olacağımı ben seçmiyor muyum" demiştin? Biz istesek de sonuç her zaman hikayedeki gibi olmuyor maalesef. Günümüzdeki insanların çoğu senin söylediğinle ya da niyetinle ilgilenmiyor. Anlamak istediklerini anlıyorlar ve genelde savunma mekanizmaları ile dolaşıyorlar etrafta. Çağın getirisi mi yoksa yaşananların bir sonucu mu...
Öyle güzel ve öyle doğru noktalara değindin ki konuşurken. Zaman nasıl geçti anlamadım. " İstanbul'un İstanbul'da yaşayanlara değil, İstanbullulara ihtiyacı var" dediğin an istemsizce gülümsedim. Sayfalar arasındaki dans davetini de geri çevirmedim, çok keyifliydi. Yeni bir kitapta tekrar buluşuruz umarım