Puan vermedi·1464 syf.··
2024 6. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 23:57
Rüzgar gibi geçen yıllar… 1960-1970’li yıllar arasındaki Amerika’ya ışık tutuyor kitabımız. İç savaş, yeniden yapılanma dönemi, kölelik, cinsiyet ayrımı, toplum baskısı, açlık, verilen binlerce kayıp, aşk üçgeni… Kısaca ne ararsak bulabildiğimiz, geçtiği dönemin tarihi, toplumsal olaylarını inanılmaz akıcılıkta ele alan, tek solukta okunan bir kitap. Kitabı okumuyoruz da o dönemde o insanların arasında yaşıyoruz, onlarla balolara gidiyoruz, aç kalıyoruz, savaşıyoruz sanki. Haliyle de bitirince ben şimdi ne yapacağım dediğimiz kocaman bir boşluk.. “ Bunu şimdi düşünmeyeceğim, bunu yarın düşünürüm :) “ Güney ve Kuzey arasında zencilerin özgür olması, insan hakları, eşitlik adına çıkıyor Amerikan iç savaşı. Yazarımız da bu dönemi o kadar güzel anlatıyor ki. Kuzeyliler Güneylileri zencilere kötü davranmakla suçluyor. Ancak ilerleyen sayfalarda Kuzeylilerin zencileri aslında hiç de düşünmediği, anlamadığı, sevmediği gün gibi ortaya çıkıyor. Asıl amaç fabrikalarında çalıştıracak ucuz işçiler bulabilmek! Ana karakterimiz Scarlett O’Hara. Çoğu zaman kızdıran, bazen kendine hayran bırakan, bütün erkeklerin kendine aşık olduğunu düşünecek kadar şımarık, hayatındaki her şeye geç kalan, tek kurtuluşun çok fazla paraya sahip olmakla olacağını düşünen ve para kazanmak için de her yolu mübah sayan, bütün toplumsal baskılara rağmen “erkek işi” olarak adlandırılan her şeyi yapan, gururu, inatçılığı yüzünden hayatında sevdiği ve onu seven hemen herkesi kaybeden kızımız. Neden aklın başına bu kadar geç geldi ki? Her şeye rağmen kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar okuduğumuz karakter gelişimi etkileyiciydi. Çoğu insan geçmişe takılıp kaybettiklerinin yasını tutarken o savaşın getirdiği bütün yıkımlarla, açlıkla, hastalıklarla mücadele edip geleceğini, sevdiklerini, Tara’yı kurtarmaya çalışıyor. Bunu yaparken de dönemin ahlaki kurallarını hiçe saymakla, erkek işi yapmanın bir kadına yakışmadığıyla suçlanıyor, dostlarını kaybediyor. Açıkçası başlangıçta bunları hiç de önemsemiyor. “Bütün suçun, öteki kadınlardan başka olman ve bu başkalık sayesinde başarı kazanman. Sana, daha önce de söylediğim gibi, bütün toplumlar için bu, affedilemez bir suçtur. Değişik ol ki lanetlenesin!” demişti Rhett. Scarlett tam olarak bunu yaşıyor. İnsanların görmediği ya da görmek istemediği her şeyi gören, zeki, güçlü, dürüst, düşüncelerini çekinmeden söyleyen, toplumsal kurallara aykırı davranan, o dönemdeki insanlar tarafından dışlanan ama biz okuyucuların hayran olduğu, bir erkeğin nasıl sevmesi gerektiğini en iyi gösteren karakterimiz Rhett Butler. Ağzından çıkan her cümle muhteşemdi, üzerine düşünmeye değerdi. İyilik timsali, herkes tarafından sevilen, etrafındaki insanlara hayata tutunmak için güven veren ama bunun farkında bile olmayan Melanie, Ashley ve daha niceleri… Şimdiye kadar neden okumadım dediğim tekrar okumak isteyeceğim muhteşem bir kitaptı.
Rüzgâr Gibi Geçti (4 Cilt Takım)Margaret Mitchell · Kapra Yayıncılık · 20213,134 okunma
·
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.