Puan vermedi·416 syf.··
2024 58. kitabı
Aşk-ı Memnu kitap olarak yayımlanmadan önce Servet-i Fünun'da tefrika edilmiş (nr. 413-479, 1899-1900) daha sonra Halit Ziya tarafından 1939 yılında sadeleştirilmiştir. Roman, karısının ölümünden sonra iki çocuğuyla yaşayan Adnan Bey'in kendisinden oldukça küçük olan Bihter ile evlenmesini konu ediniyor. Bihter güzelliği ve çekiciliğiyle İstanbul'da herkesin diline düşmüş ve özellikle annesi Firdevs Hanım'ın geçmişte yaptıkları yüzünden farklı düşüncelerle itham olunmaya müsait bir konuma gelmiştir. Anne-kız arasındaki geçimsizliğin arka planında Firdevs Hanım'ın kocasını aldatmış olmasının da payı vardır. Halit Ziya'nın romandaki karakterleri psikolojik bir zeminde ele alması, onların ümitlerini, beklentilerini, korkularını bu minvalde işlemesi bana göre romanın en önemli kısımlarını teşkîl etmekte. Nihal'in annesini kaybettikten sonra babasından bir an olsun ayrılmak istememesi, Bihter'in şahit olduğu olaylar neticesinde kendisine arzularla çevrili bir hayat inşa etme mücadelesi, Behlül'ün kadınlara yaklaşımındaki fikirler Aşk-ı Memnu'daki trajik sonu hazırlayan birer örnektir. Ve tüm bunların altında yer alan yanılgılar, gerçeklik kayasına çarpıp paramparça olan hayatları gözler önüne seriyor. Hayatın gerçekleri ile hayallerin verdiği zevk arasındaki zıtlıklar Halit Ziya'nın eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkan olgulardandır. Onun diğer romanlarındaki karakterler de hayal-hakikat zemininde incelenmeye müsaittir. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ifade etmiş olduğu üzere bizde asıl romancılık Halit Ziya Uşaklıgil ile başlar ve yine Tanpınar'ın ifadesiyle Uşaklıgil roman kahramanlarını realitenin sert yüzüyle karşılaştırır. (Edebiyat Üzerine Makaleler) Mai ve Siyah'taki Ahmet Cemil nasıl hayatın gerçekliği karşısında ezildiyse Adnan Bey'in hayatı da Bihter vasıtasıyla alt üst olur. Maddi imkânı oldukça iyi olan Adnan Bey'in bir kadın yüzünden yaşadığı trajik son akıllardan hiç silinmeyecek gibidir. Nihayet Arslan, Türk Romanının Oluşumu adlı kitabında Halit Ziya'nın bu romanını gerçekçilik olgusu altında ele alır. Arslan'ın kitapta geçen şu sözlerini burada paylaşmak istiyorum: "Daha önceki romanlarda, zaman zaman hayattan sahneler, insanoğlunun bazı özelliklerine değinmeler, kısacası gerçeğimsi görünümler romanlarda yansıtılmaya çalışılmıştır. Fakat ancak zaman-mekan bağlamı içinde, kendi bireysellikleri ile varoluşunu kazanmış kişilerin eylemlerinin bir bütünlük içinde verilmesi demek olan roman gerçekleştirilememişti. Bunu ilk gerçekleştiren Mai ve Siyah ve Aşk-ı Memnu ile Halit Ziya olmuştur." Aşk-ı Memnu'daki kahramanlar kendi isteklerini net bir şekilde ortaya koyarlar. Bununla birlikte meşguliyetleri ve ilgi alanları romanın yazıldığı dönemin sosyal hayatına ışık tutar. Bihter bu yönden ele alınabilecek bir şahsiyettir. O, çeşitli mecmuaları inceleyecek, hikâyeleri okuyacak kadar Türkçe, Beyoğlu dükkanlarında sarf olunacak kadar Fransızca bilen, piyano ve ud çalabilen biridir. Ayrıca onun diğer romanlarda fazla göremediğimiz derecede açık sözlü olması nazarıdikkati çeken bir durumdur. Bihter kendi hırsları uğruna herkese karşı gelmekten sakınmayan ve sözleriyle annesine bile karşı gelen biridir. Özellikle Tanzimat devri romanlarını düşünecek olursak kadın kahramanların doğru yoldan ayrılmamak uğruna nasıl eziyet çektiğini görürüz. Öyle ki çektikleri sıkıntılardan da ayrı bir zevk alıyor gibidirler. Romanların kimi zaman "ders verme" işlevi düşünüldüğünde bunun çok da yadırganamayacağını göz önünde bulundurmak gerekir. İşte burada Bihter'in isteklerinden taviz vermemesi ve annesinin karşı çıkmasına rağmen Adnan Bey ile evlenmesi dikkate değerdir. Bihter maddi sıkıntılardan kurtulmak ve belki de herkesin üzerinde söz sahibi olmak için kendinden yaşça büyük bir adamla evlenmeyi kabul edecektir. Zaman geçtikçe Bihter'in Adnan Bey hakkındaki his ve fikirlerine de şahit oluruz. O, Adnan Bey'e karşı şunları düşünür: "(...) Lakin burada onunla yalnız kalıp da ona; sade bir dost değil hayatının bütün aşk kitabı beraber okunacak bir koca nazarıyla bakmak lazım gelince ürkerdi. Onun dostuydu, evet, bu adam için kalbinde derin bir hürmet, hatta bir muhabbet vardı. Lakin onun bütün ruh teslimiyetiyle karısı olamıyordu." Bihter'in bir süre sonra bu evlilikten pişman olduğunu görmek mümkündür. Bu evliliği sırf annesine inat olsun diye yapmış olması da akıllara gelir. Zira Firdevs Hanım Adnan Bey ile kendisinin evlenmesinin daha münasip olduğunu her fırsatta vurgulamış ve Adnan Bey kendisine damat olunca kızına düşman kesilmiştir. Bihter bu ruh buhranları içindeyken Behlül ile yakınlaşmış ve evliliğine en büyük zararı vermiştir. Annesine benzememek için direnmesine rağmen kocasına ihanet edecek ve koca yalıyı büyük bir yangın yerine çevirecektir. Behlül'ün kadınları zevk aracı olarak gören mizacı, hayattaki ciddiyetsizliği, sahip olduklarının kıymetini bilemeyişi de ayrı bir tartışma konusudur. Peyker'e yakınlaşmaktan da imtina etmeyen Behlül kendisine karşı koyan kadınları âdeta hastalıklı olarak görür ve kendine olan hayranlığını göstermekten çekinmez. Onun bu kendini beğenmişliği ve hiçbir işte tutunamaması da önemli bir noktadır. Bihter kendi mutsuz evliliğinden sonra Behlül'e kapılmaktan kendini kurtaramayacaktır. Fakat burada önemli olan nokta Bihter'in Behlül'e karşı olan gerçek duygularıdır zira romanda geçen "Behlül'ü sevmiyordu, hayır bundan emindi; çapkın bir çocuktan başka bir şey olmayan bu adam hakkında aşka benzer bir şey duymamıştı." ifadeleri aslında Bihter'in kaçış yolu olarak gördüğü "ihanet"in muğlaklığını ortaya koymaktadır. Bihter belki de annesinden kaçmak ve sefil bir hayattan kurtulmak uğruna yanlış bir adamla evlilik yapmış ve aslında kendi hayatını daha büyük bir cehennem yerine çevirmiştir. Roman bir ihanet vakası üzerine kurulmuş gibiyse de biz roman boyunca eski İstanbul yaşamına, kadın-erkek ilişkilerine, eğitime, güzel sanatlara dair pek çok şey görürüz. Romanda kızların evlendirilmesi meselesi de nazarıdikkati çeker. Nihal kadınların ortada bir sevgi yokken evlendirilmesine şiddetle karşıdır ve roman boyunca da hiç evlenmeyeceğini ifade eder. Ta ki çeşitli entrikalarla Behlül'e yakıştırılıncaya kadar. Behlül'e âşık olup olmadığını da mütemadiyen sorgulayan Nihal ortada dönen olayları kendisinden kurtulmak istemelerine hamleder. Nihal duygusal bir karakter olmasına rağmen aslında pek çok noktada akılcı bir tutum benimsemektedir. Behlül'ün kendisini sevmesine tam olarak inanmamış ve aklındaki soru işaretlerinin peşine düşmüştür. Aşk-ı Memnu konusu ve karakter kadrosuyla unutulmayacak bir eser elbette fakat ben yazarın diğer eserlerini daha keyifle okumuştum. Bununla birlikte yazarın kahramanların iç dünyasına eğilmesi ve onların yaşantısını gerçekçi bir şekilde ele alması, mekânların tasviri vb. unsurlar Aşk-ı Memnu'yu bambaşka bir boyuta taşıyor. Şimdiden iyi okumalar.
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Dergah Yayınları · 201622,8bin okunma
·
71 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.