Gönderi

Pek De Parlak Değil
4/10
·224 syf.··
2024 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2024 17:05
Az sonra öyküleri teker teker yorumlayacağım ama önce kitap ile nasıl tanıştığımı anlatmak istiyorum. Kitabın yayınlandığından haberim yoktu benim. Bir gün kitapçının birinin raflarında öylesine gezinirken karşıma çıktı ve ilk bakışta ilgimi çekti. Yalan yok, kapak tasarımı çok güzel. Bence orijinalinden bile daha iyi bir kapak var elimizde. İçerik de ilgi çekici tabii. Stephen King, Clive Barker, Jack Ketchum gibi ünlü korku ustalarından bir öykü derlemesi bu kitap ve korku seven birinin heyecanlanması için bu üç isim normalde yeterli olur. Benim için de yeterli oldu ve kitabı aldım. Ama pek aradığımı bulamadım kitaptan. Ağzımda ekşi bir tat kaldı. Tatminsiz ayrıldım. Şimdi teker teker öykülerden bahsedelim isterseniz. Mavi Hava Kompresörü: Yazarın ismine bakınca heyecanlanmaya başlıyorsunuz: Stephen King! Nasıl yaptın bunu bize Stephen King? Kitaptaki en kötü öykü bu olabilir. İçi boş bir öykü bu. Olaylar oluyor da ne siz umursayabiliyorsunuz ne de sizi gerebiliyor. Germek ne kelime, acınıza son verilmesi için yalvarabilirsiniz bu öyküyü okurken. Sıkıcı, anlamsız ve dağınık. King bile yazarken sıkılmış olabilir bu öyküyü, o sıkıntıyı hissedebiliyorum. Bir de çok fazla Gammaz Yürek öykünmesi var. Gerçi buna öykünme demek doğru olur mu bilmiyorum. Daha çok King bakmış da "Öykü bir şeye benzemiyor, bari Gammaz Yürek ile paralel yapayım da edebi değeri varmış gibi gözüksün." demiş gibi hissettiriyor. Okumayınız bu öyküyü, hayatınıza daha mutlu devam edersiniz. Ağ: Kitaptaki en iyi öykülerden biriydi. Yine çok iyi sayılmaz ve yarı yolda öykünün nereye varacağını az çok tahmin edebiliyorsunuz ama okurken sıkmıyor. Tek sıkıntı biraz sonuydu. Çok tatminsiz bitiyor. Ne korku var ne gerilim var. Bitiyor öyle. Okunur mu okunur, ama süper bir öykü de değil, bu kitap standartları için iyi bir öykü sadece. Soykırımın Romanı: Ne okuduğumu bile bilmiyorum. Okuyup da anlatırsanız çok sevinirim. Bir şey okudum mu ondan da emin değilim. Aeliana: Kitaptaki en az ofansif öykü bu olabilir. Kendi iyiliği için biraz fazla klişe geldi bana. Yavan bir öykü. Özel bir tarafı olmadığı gibi nefret edilecek bir tarafı da yok. Pidgin Ve Theresa: Clive Barker imzalı yavan bir öykü okuyacağımı pek de tahmin etmezdim. Kitaptaki diğer öykülerle karşılaştırınca oldukça parlak bir öykü aslında. Elle tutulur bir olay örgüsü var, elle tutulur bir ilerleyiş var. Sadece biraz, nasıl desem, ruhsuz? Tam olarak doğru kelime bu değil aslında ama daha iyisini bulamadım. Yine de kitaptaki en okunabilir öykülerden biri. Her Şeye Son Vermek: Kitaptaki en iyi iki öyküden biri. Şu ana kadar incelediklerimin aksine iyi bir öykü. İlk cümlesinden sonuna kadar bir şekilde kendini okutturuyor. Bazı cümleleri okumak da ilginçti. Anlatılan olayın kendisi çok da yenilikçi sayılmaz ama ben işlenişi beğendim. Diyecek çok da bir şeyim yok bu öyküye, zaten 10 sayfa bile değil. Tek başına kitabı aldırmaz belki ama kitabı az biraz para israfı olmaktan kurtaran bir öykü olduğunu düşünmekteyim. Mezarlık Dansı: Yavan. Pek de özel bir tarafı yok. Aeliana öyküsü gibi, ne iyi ne kötü. Ortalama bir öykü. Alevlere Doğru: Kitaptaki en adam akıllı öykülerden biri ama bana dandik bir korku filmi izliyorum havası verdi. Bu tam olarak kötü bir şey sayılmaz, ama iyi de sayılmaz. Yavan diyebileceğim bir öykü. Kendini biraz okutturuyor ama öyküden aldığınız keyif yavaş yavaş düşme ihtimaline sahip. Yine de, dediğim gibi, kitaptaki en elle tutulur öykülerden biri. Yol Arkadaşı: Bu öyküden geriye aklımda pek bir şey kalmadı. Sadece okurken sıkıldığımı hatırlıyorum. Belki de öyküye hak ettiği ilgiyi vererek okumamışımdır. Bilemiyorum. Bu eksiklik için beni affediniz. Gammaz Yürek: İyi bir öykü. Zaten Edgar Allan Poe'nun 180 yaşındaki bir öyküsü. Kitaptaki en iyi öykülerden biri ama bu çok da övülecek bir şey değil. Bu derlemeye Poe koymak risksiz bir tercihti. Özellikle bu öykünün seçilmiş olma sebebi büyük ihtimalle King'in öyküsünde bu hikayeye atıfta bulunması. Anne Sevgisi: Sonunu tahmin etmek çok zor değil. İlk sayfalardan nereye varacağı zaten belli. Ama fena bir öykü sayılmaz. En azından kitaptaki diğer birçok öykünün aksine bağlandığı adam akıllı bir nokta var. Koruyucunun Kılavuzu: Kitaptaki en iyi öykü bana kalırsa. İyi bir başlangıcı ve iyi bir finali var. Korku edebiyatının büyüklerine bir saygı duruşu niteliğinde ve benim gibi masa üstü rol yapma oyunlarını sevenlerin de hoşuna gidecek bir yanı var. Okuması oldukça keyifli ve sonunu da az biraz merak ettiriyor. Devam eden bir gerilim olmasa da sonlara doğru bir gizem yaratmayı başarmış yazar. Öykünün sonunu tahmin etmeniz mümkün, ama bence yine de okumaya değer bir öykü. Kısacası bu kitap okumaya değer bir kitap mı? Yani, okumanızı önermem için bir sebep yok. Kitapta okumaya değer diyebileceğim dört öykü falan var ve bunlardan biri daha önce 20 kere gördüğümüz bir Poe öyküsü. Barker ve King gibi üstat saydığım isimlerin de beni böylesine hayal kırıklığına uğratmasını beklemiyordum. Belki sıkıntı bendedir ve bu kitap çok iyidir, bilemem. Belki bu kitabı okursanız bayılırsınız, bilemem. Ama bana sorarsanız, bu kitabı okumasanız hayatınızdan hiçbir şey eksilmez.
Karanlıkta Parlayanlarİpek Demir Gedik · Altın Kitaplar · 202482 okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.