·456 syf.····Okunma: 05 Kasım 2024 00:00 kurgularda en sevdigim temalardan biri zaman döngüsüdür, kitabı tesadüfen görünce büyük bir ilgiyle basladım yani. dürüst olayım, kitabın üslubu tokat gibi carptı suratıma; sade anlatım diliyle basit kurgulara alıskın oldugum icin. baslangıcta zorlansam da sonrasında alıstım demeyi isterdim, lakin bastan sona beni ciddi anlamda yordu. kitabı bitiremeyeceğimden neredeyse emindim, sayfaları okumak buz üzerinde dans etmeye benziyordu; her kelimeyi defalarca okuma zorunluluğu hissettim. kitap, hicbir sey hatırlamadan uyanan ve her gece islenecek bir cinayeti cözmek icin sekiz farklı beden kullanarak tekrarlayan günler icinde bu gizemi cözmesi gereken birinin etrafında sekilleniyor. on dokuz yıl öncesinde evelyn hardcastle’ın erkek kardesi thomas’ın öldügü gün konakta bulunan kisiler, evelyn’in uzun yıllar yasadıgı fransa’dan dönüsünü kutlamak adına düzenlenen baloya davet ediliyor. thomas’ın ölüm yıl dönümüne denk gelen bu balo, haliyle süpheleri uyandırıyor. söylemeden gecemeyecegim; yazar her günü birbirine öyle mantıklı baglamıs ki elestirecek bir yanını bulamadım, okurken tatmin oldum. acıkcası, kurguda hata varsa bile fark etmemis olma ihtimalim yüksek cünkü her detayı akılda tutmak imkansız. cogunluk kitabın zamana yayılarak okunmasını önermis, ben de aynısını tavsiye ederim; sindirilmesi gereken kitaplardan. sonu ne kadar güzel olsa da, döngünün kırılmadığını anladıgımız bir sonu tercih ederdim sanırım. tabii, tüm kitabı bosuna okuduğunu düsünecek okuyucuların kızacagını ele alırsak, neden böyle bir sonun yazılmadığı da anlasılabilir. okurken döngüde olanın ben olduğumu hissettigim, dizisi cıksa keyifle izleyeceğim kurgulardan oldu.