Evet.. Sonunda tanışabildiğim yazar Thomas MANN. Beklentilerimin çok fazla olduğu bir yazardı ama biraz beklentilerimin altında kalan bir okuma deneyimi oldu. Kitabı ve yazarı bir çok mecrada yücelttiklerini gördüğümde beni çok heyecanlandırmıştı. Fakat kitabın üslubundan mıdır bilmem kitaba tam olarak giremedim. Özellikle sanat tarihi ile kurguyu birleştirdiği kısımlarda deyim yerimdeyse uyudum çünkü bu konularda bilgi sahibi değildim. Çeviride kitabın arkasında son notlar aradı gözlerim. Ama bu deneyimim Büyülü Dağ kitabına merakımı değiştirmiş değil.
Buradan sonrası spoiler olabilir ..
Kitabın içinde mezarlıkta karşılaştığı, gerçekliği tam belli olmayan bir adamla karşılaşan Aschenbach'ın tatile çıkması gerektiğini düşünmesi ve tatil için Venedik'e gitmesi ile başlıyor hikaye. Aslında geçmişteki deneyimleri olumsuz olmasına rağmen gidip tekrar orda kalması ve oradan ayrılamaması da beni şaşırtan olaylar arasında oldu. Kitap boyunca Tadzio adlı çocuğun kusursuz güzelliği işleniyor, tıpkı bir resim gibi. Kitap ilerlerken içimden hep nolur çocuğa bir şey olmasın diye geçirdim. Sonra bir hint kolerası başlıyor ve herkes Venedik'ten ayrılırken kahramanımız orada kalmayı seçiyor. İlk başta dediğim gibi aslında geçmiş deneyimleri kötü ama neden. Ya da ben Almanım Almanlar asla terk etmezler göndermesi mi yapıyor bilemedim. Tadzio'larda sonuna kadar ordalardı. O aile de Polonyalı bir aileydi İkinci Dünya Savaşındaki Almanya'ya bir gönderme mi yaptı diye düşündüm çünkü Tadzio gidince fenalaşıp hastalanıp ölmüştü Aschenbach. Polonya'da yıkılan Almanya'yı mı resmetti diye düşündürdü ister istemez. Bu çıkarımım fazla zorlama olabilir.