·250 syf.····Okunma: 05 Ekim 2024 16:47 “Kader sadece insanları, olayları ve seçimleri yolumuza koyar. Bu deneyimlerden doğan aşk, kayıp, mutluluk ve acı labirentinde yolumuzu bulmak bize kalmıştır."
Cadı Raina ve eski düşman yeni sevgilisi Alexus, kötü ölü bir tanrıyı diriltmeyi planlayan Doğu Prensi'nden önce City of Ruin'e seyahat etmelidir. Onlarla birlikte kendi gündemleri ve şüpheli sadakatleri olan bazıları peşlerindedir. Seyahat etmeye devam ederlerken Raina ve Hel aynı gece Gavril'i sorgulamak için handaki Finn'in odasına gittiklerinde bir ihanetle karşılaşırlar ve Finn'in neredeyse öldüğü ve Raina'nın rününü tersine çevrilmesiyle sonuçlanan bu hadiseyle her şey tepetaklak olur.
“Kimseye boyun eğmiyorsun," dedim ona, sesim bu gece olması gerekenden daha ciddiydi. "Beni duyuyor musun? Asla. Özellikle de bana."
Bu dünyada hiçbir şey siyah ve beyaz değil ve büyülü sistem çok eşsiz, özellikle Raina'nın iletişim yöntemiyle. Bu kitabın ilkinden tamamen farklı bir havası var. İlk kitabın sonundan hemen sonra başlıyor. Bu dünya çok karmaşık ve sihir sistemi çok benzersiz. Harika bir devam kitabı ve serinin geri kalanının nasıl olacağına dair bir giriş gibi hissettiriyor. Burada beğendiğim şeylerden biri İsimsiz Prens ve Colden'ın bakış açılarının eklenmesiydi.
“İşte bu tür bir aşk, dağları elinizle yıkmak istemenize neden olan aşk, evrendeki en kuvvetli güçtür.”
Hikaye, birkaç yeni karakterin tanıtılmasıyla yavaş bir tempoda ilerliyor ve temel olarak Raina ve Alexus'un hikayesi olmaya devam ederken, birçok yeni bakış açısı paylaşılıyor. City of Ruin'de, tüm karakterler arasındaki ilişkilerin geliştiğini görüyoruz. Benzer şekilde, yavaş yolculuk karakterlere etkileşime girmeleri ve bağ kurmaları için zaman tanıyor, hikayeler paylaşılıyor, tarihler öğreniliyor ve okuyucuya dünya, tarihi ve karakterler hakkında harika bilgiler veriyor.
Aynı zamanda Hel, Nephele, Colden, Neri -yan karakter demekten bile çekiniyorum çünkü çok fazla derinlikleri var- gibi karakterler bu hikayedeki yerleri hikayenin ayrılmaz bir parçasıydı.
*bundan sonrası ağır spoiler*
Bir fantastik kitap masterı olarak O SONU HİÇ BEKLEMİYODUM.
Kalbim, paramparça. PARÇALANDI DİYORUM. Yıkıldım ve her şey daha da kötüye gitti. Ama yanlışlıkla 300 yıl geriye gidip Ghent'li Alexi ile karşı karşıya gelmesi, tanıdığı ve sevdiği Alexus artık bu zamanım zalimi kötü adamı olması iyice kalbimi kırdı.
Vex Allah belanı versin. O asanın ucuna saplanmış kesik kafanın kim olduğunu tahmin ediyodum ama yine içimde küçük bir umut olduğu için Raine’le birlikte ben de parçalandım.
3 kitap bu ayın sonunda çıkacakmış bekle bekleyebilirsen. •_•