Puan vermedi·206 syf.····Okunma: 06 Kasım 2024 22:30 Hayatta bazen öyle kitaplar okuruz ki sayfalar ilerledikçe bize yeni bir şeyler katar, yeni bir bakış açısı sağlar. Bazen de öyle kitaplarla karşılaşırız ki her sayfasında bir “bunu zaten biliyordum” hissi yaşatır. Pierre Franckh’ın Rezonans Kanunu da bana tam olarak bu hissi verdi. Kitap, evrene gönderdiğimiz düşüncelerle hayatımızda neyi çekip neyi iteceğimizi belirlediğimiz teması üzerine kurulu. “Ne düşünürsen o olur” türünden pozitif düşünce ve çekim yasası prensiplerine dayanan eser, pek çok alıntıyla süslenmiş ama derinlemesine bir analiz veya bilimsel altyapı eksikliğinden muzdarip.
Franckh’ın kitabında, pozitif düşünmenin gücünü anlatırken, cümlelerin arkasında daha derin bir araştırma ya da bilimsel dayanak arıyorsunuz ama nafile. Bilimsel kanıtlardan, psikoloji araştırmalarından ya da rezonans kanununu somut bir temele oturtabilecek bir altyapıdan bahsedilmiyor. Elbette, pozitif düşüncenin hayatımızdaki önemine inanmak güzel, fakat bu kitap sanki bu inancı daha da kökleştirmekten çok yüzeysel bir mesaj ile sınırlı kalmış: "İyi düşün, hayatın iyi olsun."
Alıntıları incelendiğinde Franckh, okuruna umut ve motivasyon dolu bir dünya vaat ediyor. Ancak, bilimsel altyapıdan ziyade, kendi deneyimlerine ve sezgilere dayanan bir anlatım var. Bu, kitabı teorik bir rehber değil de, bir "kişisel motivasyon kitabı" kategorisine yerleştiriyor. Sayfalar ilerledikçe, hep aynı mesajla karşılaşmak biraz tekrar hissi yaratıyor: pozitif olun, pozitif düşünün, evren size karşılığını verecek. Ancak okur, “nasıl?” sorusuna bilimsel veya analitik bir cevap beklerken bu cevap, yüzeysel ve geçiştirilmiş olarak kalıyor.
Rezonans Kanunu, hayatını pozitif düşünceyle dönüştürmeyi arzu edenlere umut dolu bir bakış açısı sunarken, derinlik ve sağlam argüman bekleyen okuyucuya pek bir şey vaat etmiyor. Kitap, “iyi düşün, her şey güzel olacak” gibi oldukça klasik bir fikirden fazlasını veremiyor. Özetle; Franckh'ın niyetini takdir etmekle birlikte, burada yeni bir dünya keşfetmek isteyenler için pek de tatmin edici bir yolculuk olmadığını söylemek gerekiyor.