9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2024 117. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Edward Frederick Knight kaleminden Türkiye’nin Uyanışı: 1908 Devrimi kitabının yorumu ile geldim Kasım ayının sıradaki kitabı 2024 yılı basımlı 286 sayfalık bir kitap. "Bu kitap, her türden inancın teminatı olan ve bizlere Atatürk tarafından kazandırılmış laikliğin toplumun bir arada yaşayabilmesinde bir tutkal gibi iş gördüğü için ne kadar gerekli ve elzem bir kavram olduğunu ve ülkemizin, tüm Ortadoğu coğrafyasında bugün herkesin imrenerek yaşamak istediği yer olduğunu, tıpkı diğer tüm inanç ve mezheplerin olduğu gibi, Müslümanlığın da en güzel ve en insancıl haliyle yaşanıp uygulandığını bugün kim inkâr edebilir? Edward F. Knight, Londra'nın önde gelen gazetelerinden birinin tanınmış bir muhabiri olarak Türkiye'nin Uyanış Hikâyesini bizlere anlatabilecek, o dönemin en nitelikli kişiliğidir 1895'ten itibaren tüm savaşlarda ordu içinde görev almış ve çalışmaları onu Güney Amerika, Afrika ve Asya'ya kadar götürmüş olan Knight, Türkiye'deki 1908 Devrimi'nin koşullarını bizzat incelemesi için özel olarak görevlendirilmiştir. Bu kitap, onun kapsamlı çalışmalarının bir ürünüdür." ︎Edward F. Knight, bir İngiliz olarak son derece önyargısız ve objektif bir anlatım sunmuş bizlere. ︎II. Abdülhamid 1876 yılında tahtta geçmiş, 23 Aralık 1876'da Birinci Meşrutiyeti ilan etmiştir. İki yıl sonrasında 1878'de "İstibdat Dönemi" denen, daktilo ve telefonların memlekete girişleri, olası bir gizli harekâta kalkışma sürecinde kullanılabilecekleri düşüncesiyle yasaklamış, basın hürriyetini kaldırmış, Türkiye'ye gelen tüm basılı yayınlara ise sıkı bir sansür uygulamıştı. Bu, bir tür şiddetin saltanatıydı; ona biat etmeyen kimseye acımayan, dünyanın tanıdığı en moral bozucu ve yıkıcı gaddarlıklar altında büyük baskılara maruz kalınmıştır. Tahtta kaldığı otuz yıllık süreçte, Osmanlı İmparatorluğu zayıflamış, ülkesini kendi içinde bölünmeye başlamıştır. Yönetimde Jurnalcilik ve Espiyonaj başlamış, ülkede korku ve güvensizlik atmosferi hâkim olmaya başlamıştır. Halk günden güne fakirleşmiş. Makedon, Bulgar, Boşnaklar, Ermeniler, Museviler, Sırplar ve Yunanlar bu boşlukta ayaklanmaya başlamış ve özerklik istemekteydiler. ︎Bu olayların ilk patlak vermesiyle Padişahın ilk yaptığı 1876 Anayasası olan Kânun-ı Esasi'yi askıya almak olmuştur. ︎Bu sırada vatansever Osmanlı Türklerinden bir grup mülteci ve sürgün bir araya gelerek Cenevre'de 1891 yılında yeni bir dernek kurdular. Bu vatanseverlere Jön Türkler deniliyordu. Pan-İslamcı değil, Milliyetçi bir akımla her şeyden önce kendi vatanını düşünen, kurtuluşu ve ilerleyişi için çalışan, ülkesinin eski gücüne kavuşabilmesi ve dünya gözündeki "Hasta Adam" damgasını silmek, tek istekleri saygınlığı yeniden kazanabilmekti. ︎1891'in o muhteşem yaz havasında, o güzel Balkan kırsallarında borazan çalındı ve isyan sancağını ilk açan ve dağlara çıkan genç subay Resneli Niyazi Bey, Osmanlı Devleti'nin tiranlık ve yolsuzluğun saltanatı haline geldiği bu dönemde inatçı ve boyun eğmez, erdemli kişiliğe sahip, bir kurtuluş yolu arayıp bulan, bu yolda vatan sevgisiyle şehit olmak; işlerini, ailelerini ve mülklerini yüce davaları uğruna feda etmeye hazır olan ve akın akın yollara dökülen yiğitlerin arasından çıkmış büyük bir kahramanlardan biriydi. Enver Bey ve daha nice genç subayın da ülkenin farklı yerlerinde Niyazi Bey'in yaptıklarına benzer başarılara imzalar atılacaktı. Kurdukları dernek ise İttihat ve Terakki Cemiyeti'ydi. "Yaşasın Vatan, Yaşasın Millet, Yaşasın Hürriyet" ︎1907 yılında büyük önderleri Mithat Paşa gibi, Jön Türkler'de Türkiye'de yaşayan ırkları ve inançları tek eşitlik ve herkese aynı hakları vererek parçalanmaktan kurtarılabileceğinin farkındaydılar. Tüm halkın adil ve eşit bir şekilde yönetilmesi için; Ermeni, Bulgar, Musevi, Arap, Arnavut ve diğer Balkan komitaların da katılımıyla alınan ortak görüşler; Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun bütünlüğünün korunması; farklı ırk ve inançların kanunlar önünde mutlak eşitliği düzenlenmesiydi. ︎1908 yılı Osmanlı İmparatorluğu için bir dönüm noktası olacaktı. Otuz yıl askıda kaldıktan sonra 24 Temmuz sabahında Hilmi Paşa İkinci Meşrutiyet'in ilanını okuyor olacaktı. İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra seçimlere gidildi. Seçimlerin iki partisi İttihat ve Terakki Fırkası ile liberal görüşlü Ahrar Fırkası'ydı. Seçimleri ittihatçılar kazandı. ︎Seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908'de çalışmalarına başladı. ︎27 Nisan 1909 sabahında ise yüz bir pare top atışıyla, Padişah II. Abdülhamid'in kardeşi Mehmet Reşad (V. Mehmet) İmparatorluğun yeni Padişahı olarak ilan edilip, tüm payitaht halkına duyurulmuştu. ︎Türkiye'nin yakın tarihi, mücadelesi, saray entrikaları, suikastları, Osmanlı tarihine dair pek çok bilinmeyeni gün yüzüne çıkaran, düşündürücü ve öğretici bir eser. Sade ve akıcı dili tarihi olayları daha anlaşılır kılmış. Osmanlı toplumunun gelenekleri, dayanışma ruhu ve mücadele azmi, damarlarındaki o inatçı Türkçülüğü, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi kavramların kolaylıkla kazanılmadığı ve hiçbir zaman parçalanamayacağını da bir İngiliz'in gözünden olaylara şahit olması ve anlatılması muazzam. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Türkiye’nin Uyanışı: 1908 DevrimiEdward Frederick Knight · Kanon Kitap · 20249 okunma
·
178 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.