“Arven,” dedi, sesine bulaşan bir aşkla. “Ayzıt lakabını ay prensesi annesinden alan, babasının savaşçı kızı…” Camdan dışarı salınan elini usulca havalandırdı. “Bu sefer biraz senden, biraz benden. Titrek ışıkları üzerimize saçan İmre’nin kardeşi, ardımdan gelecek yiğit Ardıl Erce’nin yâreni…”
Selam! Onsra serisinin dördüncü ve final kitabının yorumuyla geldim!
Kitabın konusu:
En son ikinci kitapta Jülide, Alp Aslan’ı ardında bırakarak gitmişti. Kâm, Alp Aslan’ın Jülide’nin peşine düşmesiyle başlamıştı. Kâm’da rahat bir nefes aldık derken Yad dolu dizgin geldi.
Gelelim yorumuma:
Öncelikle Yad’ın yeri bende çok ayrı. Çünkü ilk kez bir kitabın son okumasını yaptım
Bir kitabın künyesinde adım basıldı. Yazarı kitabı bana ithaf etti. Duygusal bir koalayım o yüzden.
Neyse çok da dağıtmadan
Yad, tam bir final kitabıydı. Muradımıza erdik dedik, ucu açık kalan olaylar oldu. Çok fazla kendimi sorguladığım kısımlar da oldu. Kan ve barut kokusunun kol gezdiği kitapta bize arada (çok nadir) nefes aldırdığı için yazarıma ayrı bir teşekkür ederim
Ardıl Erce’m benim küçük adamım… Malum sahnede baya hıçkıra hıçkıra ağladım okurken. Hatta okurken Gökçen’imi sen naptın diye de darladım. Seri boyunca İmre’nin asla unutulmaması yine içime işleyen detaylardandı.
Benim için bazı kitaplar var. Okuyup bitirince yıllar geçse de bazı sahneleri asla aklımdan çıkaramıyorum. Onsra Yad o kitapların en başında artık.
Nazmiye hanım benim dördüncü kitapta favorim arkadaşlar. Cadıyu bile yola getirdin ya helal olsun sana Hevybanu. Bu işin kitabını yaz okuyalım
Kitabın kapağını sevdim, Melih’imi sevdim, Imre’nin unutulmamasını sevdim. Ay ben topluca kitabı çok sevdim. Bayıldım, ağladım, güldüm, vedalaştım.
Sanırım yolun sonuna geldik -ne kadar kabul etmek istemesem de-
Melih’in Yaren’i olarak başka kitaplarında yine birlikte olalım bitanem seni çok seviyorum @gkcnnder kalemin yazmaya, ışığın parlamaya devam etsin. Hep seninleyim