"Bu dünyada birinin diğerini anlaması o kadar kolay bir şey değil."
.
.
"Hayatta mıyım, değil miyim çoğunlukla bilmiyorum!'
.
.
"Ben çok içten duygularla konuşurken, başkasının konuyu anlamsız beylik sözlerle yaklaşması kadar beni çileden çıkaran bir şey yoktur."
.
.
Genç Werther'in Acıları...
Merak ettiğim kitaplar arasındaydı. Eser hakkında edindiğim bilgiler de bu merakımı tetikledi ve en sonunda elime alıp okudum. Bu eser, o dönemdeki gençleri intihara sürüklemiş ve bu nedenle de bir dönem yasaklanmıştır. Hatta gençler bu eserden o kadar etkilenmişler ki kitaptaki Werther'in giyim tarzını dahi örnek alarak mavi ceket ve sarı pantolon giymişlerdir.
Kitabın içeriği ise Werther adlı başkahramanın arkadaşına yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Bu mektuplarda katıldığı bir baloda nişanlı olduğunu bildiği halde Lotte'ye aşık oluşunu ve bunun üzerine gelişen duygularını anlatır. Werther'in bu aşkı imkânsızdır, acıdır ve ıstırap doludur. Bu imkânsız aşkı Werther'i hayattan soğutur, tüm yeteneklerini kaybetmeye başlar. En sonunda da dayanamaz ve intihar eder. Geriye sadece arkadaşına yazdığı hüzünlü mektupları kalır.
İlk başlarda kitabı okurken sıkıldım. Ancak ilerleyen sayfalarda eser beni çekmeye başladı. Eserin dili de oldukça sade ve akıcıydı. İnsan psikolojisi, ruh hali çok güzel bir şekilde kaleme alınmıştı. Zaten o dönemde eseri okuyan insanların da eseri içselleştirerek intihar etmeleri bunu kanıtlar nitelikte.
Werther'in; Lotte'nin Albert'in nişanlısı olduğunu bilmesi ve buna rağmen hâlâ Lotte'yi sevmesi, Lotte'nin de tutarsız davranışları beni çok sinirlendirdi. Ayrıca sinirlendiğim bir diğer nokta da Werther oldukça yetenekli ve zeki biriydi. İmkânsız bir aşk uğruna kendisini harcaması beni çok üzdü. Tabi insan aşık olacağı kişiyi seçemez ama fazla da zorlamaya gelmez bence.
"Her şeyin fazlası zarar, sevginin bile"
Keyifli okumalar