İki muhteşem hayat, iki sahabe emsali...
Musa Bangura
Afrika'nın vahasında bir misyonerdi. İngiliz'in, insanları Hristiyanlaştırma projesinin en önemli aktörlerindendi. Sierra Leone'de onu duymayan kimse kalmamıştı. Hristiyanlar ona saray gibi bir ev, son model araba, güzel de bir eş tahsis etmişti. Ta ki bir gece gördüğü rüyaya kadar. O günden sonra Müslümanlığı araştırdı ve Allah ona hidayet bahşetti. Tabii sahip olduğu bütün malı geri aldılar ve ailesi bile ondan yüz çevirdi. Geri kalan hayatında 600'ü Hristiyan misyoner ve din adamından oluşan 26000 kişinin imanına vesile oldu. Öyle bizler gibi maddi imkanlara sahip değildi. Ne akıllı telefonu vardı, ne de onlarca kıyafeti. Sadece birkaç parça elbisesi ve bir tane motosikleti vardı. Şu sözü herhalde biraz olsun bizi harekete geçirmeye yeterlidir;
"Şimdiye kadar Allah için yola çıkıpta yolda kalanı duydunuz mu? Yeter ki, Allah için yola çık, yol açık..."
Gülseren Gümüş
Almanya'da bir kadın. Sadece başını ve sağ elinin üç parmağını oynatabiliyor. Kas erimesi hastalığından dolayı günden güne vücudu daha da eriyor. Böyle bir insan bir dernek kuracak, yüzlerce insanın hayatına dokunacak, eğitim projeleri yapacak, insanları meslek sahibi yapacak, emekliler için düşündüğü proje sayesinde Alman bürokratların tebriğini ve maddi desteğini kabul edecek... Akıl alır gibi değil. Aklımız almakta zorlanmasın çünkü kendisinin şu sözü, aslında kendi gayretinin manasını açıklıyor;
"Anladım ki, şayet gönülden engelli değilseniz hiçbir engel sizi engelleyemiyor...
Bildim ki, görev için önemli olan gövde değil, gönülmüş... İçtenlik, engelleri aşmanın imkânı imiş..."
Hani bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştu;
"Hayır, bilâkis o gün siz çok olacaksınız. Lâkin sizler, bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız."
Burada mesele sayı ya da imkân değil, gönüldür. Gönülsüz amelde bereketsizlik hâsıl olur. Gönüllü yapılan basit bir amel, gönülsüz yapılan çok amelden tabii ki üstündür. Kendisinin bahsettiği şu söz tam da bu meseleye uygundur;
"Hareket eden şu üç parmağın hesabını Rabbime nasıl verebilirim? Bu üç parmakla Allah için daha fazla ne yapabilirim? Biliyorum, hesap günü sadece yaptıklarımla değil, yapabilecekken yapmadıklarımdan dolayı da Rabbime hesap vereceğim... Beni sürekli canlı tutan hesap günü endişesi..."
Davet Yolunda Bir Siyah Bir BeyazRamazan Kayan