Puan vermedi·512 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Kasım 2024 10:02 Gecenin ilerleyen saatleri. Issızlığın ortasında tekinsiz bir dağ kulübesindesiniz. Üstelik dışarıda müthiş bir kar fırtınası var ama keyfiniz hiç olmadığı kadar yerinde. Çünkü gürül gürül yanan sobanın başına kurulmuş, Stephen amcanızın anlattığı gizemli hikâyeyi dinliyorsunuz. O anlattıkça uykunuz kaçıyor, merakınız artıyor, nabzınız yükseliyor; kar, kış, kıyamet ve ıssızlık daha da çekici hale geliyor.
Evet, Stephen King okumaktan bahsediyorum. Müthiş bir hikâye anlatıcısı. Bu romanında da okuruyla adeta sohbet ediyor büyük usta. Bu kez, Dedektif Holly Gibney’le beraber, karantinalı, maskeli Covid-19 günlerine dönüyor, kaçırılan insancıkların hikâyelerini dinliyor, onları kaçıran ihtiyar canilerin peşine düşüyoruz.
Maske, mesafe, karantina göndermeleri fazlaca yer kaplasa da ve "Covid bahsinin bu kadar sık tekrarlanmasına gerek var mıydı?" diye sordursa da zaman nasıl geçiyor, fırtına ne zaman diniyor, gün ne ara doğuyor anlamıyoruz.
Ters köşeleri olmayan, düz bir çizgide usul usul ilerleyen hikâye bittiğinde sohbetin güzelliğinden mi sobadan mı kaynaklandığını anlamadığımız bir sıcaklık, ruhumuzu okşamaya devam ediyor.