·528 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Kasım 2024 21:38 Ne zaman başladığı bilinmeyen bir savaş...
Ucu bucagı olmayan, içinde farklı türlerin yaşadığı, rakip güclerin mücadele ettiği sırlarla dolu bir kütüphane...
Kütüphaneyi ele geçirmek, korumak ya da yok etmek için edilen mücadele...
Bu uğurda harcanan sayısı meçhul canlar....
Bilgi bir lütuf muydu? Lanet mi?...
Öykümüz bu diyarda geçiyordu işte...
Köpek adamların (İnsanların deyimiyle Sabber’ler) kasabasındaki yetişkinleri öldürmesiyle başladı 10 yaşındaki Livira’nın kadim kütüphaneye uzanan yaşamı.
NOT: Sabber, her iki ırk için de ‘ Düşman’ demekti.
Her zaman meraklı, sürekli soru soran, açık sözlü ve cesur olmuştu başının belaya gireceğini bilse de Livira. Teyzesinin ölümü, Sabberlerin elinde kısa süren esareti ve Malar’ın da icinde bulundugu askerler tarafından kurtarılması, çıkacağı uzun ve zorlu yolun ilk durağıydı. Sabberler ve Malar aracı olsa da hayatının rotasını belirleyen Üstat Yute ve Evar olacaktı. Yute, Carth’ın en önemli ve kadim yapısı olan, nerede başlayıp nerede bittiğini hemen hemen hiç kimsenin bilmediği, gizemlerle ve tehlikelerle dolu, zamanın öncesinden beri var olan kütüphaneye stajer olarak kabul etti Livira’yı. Çünkü, okuma yazma bilmediği halde kendisinin bile farkında olmadığı yetenekleri vardı küçük kızın. Kütüphaneye gittiğinde her konudaki merakını rahat rahat gidereceğini düşünmüştü kaderin kendisine hazırladığı sürprizlerden habersiz. İşte böyle başladı Livira’nın kütüphanede geçireceği zorlu, maceralı ve gizemli günler...
Aynı anda kütüphanenin içinde kimsenin girip çıkamadığı bir odaya mekanizma adı verilen bir çeşit makine tarafından kapatılan beş çocuk vardı. Hepsi farklı yerlerden gelen bu çocuklar, yaşadıkları yerden ellerinde bir kitapla kaçmalarına neden olacak bir olay nedeniyle mekanizmaya girmişler ve bir şekilde mekanizma, hepsini bu odaya toplamıştı. Odada çocuklardan başka, cocukların her işine yardım eden Asistan ve Asker adını verdikleri iki makine vardı. Ne kadar süredir oradaydılar? Neden o odadan çıkamıyorlardı? Bilmiyorlardı. Orada kapalıyken hepsi belli bir konuda üstün yetenekler kazanmıştı çocukların. Zaman gecmiş, yavaş yavaş büyümüşler ve genç olmuşlardı artık. İşte bu çocuklardan biri olan Evar kendisini farklı hissediyordu her zaman. Çünkü,, diğer kardeşleri (Birbirlerini öyle görüyorlardı artık) gibi belli bir konuda uzmanlaşmamıştı. Sadece bu odadan nasıl kurtulabileceğine odaklanmıştı. Ne derler “Azmin elinden hiç bir şey kurtulamaz.” Ve bir gün oradan cıkmayı başardı Evar bu sözü dogrularcasına. Odadan çıktıktan sonra da küçük Livira ile tanıştı. Kısa bir süre bir arada kalabildiler ve fazla uzun sürmedi bu kurtuluş. Fakat Evar deneme yaptıgı her seferde kendini farklı maceraların, zamanların ve mekanların içinde buldu. Maceralarının sonunda bir şekilde hep kardeşlerinin yanına dönüyordu. Livira ise arkadaşlarıyla birlikte kütüphaneci olarak çok çalışıyor ve sosuz merakını gidermeye çalışıyordu. En çok da Evar’ı merak ediyor ve O’na ulaşmanın yollarını arıyordu. Hatta bu konuyu araştırırken herkesin söylenti olarak adlandırdığı bir kaç gizemli şeyle de karşılaşmıştı, kimseyi inandıramasa da. Bu çabaları meyvesini verdiğinde de, birkaç yılda bir Evar’la karşılaşıyorlardı ve ayrıldıklarında birbirlerini görmek için tekrar tekrar çabalıyorlardı usanmadan. Fakat, kütüphane çok büyük ve esrarengizdi. Bu esrarengizlik kapalı kapılar, bulunamayan kitaplar, gizemli kütüphaneciler, çıraklar ve yaşanan garip olaylardan kaynaklanıyordu. Zaman geçtikçe ikisi de bu yaşadıklarının nedenini ve kütüphanenin ilk kuruluşundan beri koruduğu gizemleri çözmeye çalıştılar. Her seferinde farklı keşiflerde bulundular hem kütüphane, hem tarihsel olaylar, hem de kendileri hakkında. Ve öyle şeylerle karşılaştılar ki, kafalarında bir şeyler çözüme kavuşurken, daha büyük ve farklı sorular oluştu.
En büyük gizem kütüphane miydi?
Hayal nerde bitiyor gerçek nerede başlıyordu?
Evar ve Livira dost muydu? Düşman mı?
Eski fantastik filmleri anımsatan atmosferi ve yazarın oluşturduğu geniş evren, heyecanlandırdı kitabın başında beni. Oldukca geniş olan dünyası ve iç içe gecmiş olaylar dizisi nedeniyle tamamıyla olmasa da, karakterleri tanımak, olayların rayına oturması, evreni tanımak için kitabın sonlarına kadar gitmem gerekti. Tam bir giriş kitabıydı yani. Yukarıda anlattıklarımı kitabın öyküsünün çok genel bir özeti gibi düşünün. Öyküsü insanlığın ilk günahından başlayıp, merak, cesaret, ayrımcılık, hoşgörüsüzlük, düşmanlık, kan davası, soykırım, hayvansı yaratıklar ve lanetin yanısıra, büyülü robotlar, zamanlar arası yolculuk gibi bilimkurgu fantastik öğelerle devam eden, upuzun bir kitaptı. Başlangıçta daha açık ve net anlatılırken, sonlara doğru hızlanan olayların, belirsizlik içeren zamanlar arası geçişlerin olduğu yerlerde biraz kafam karıştı, anlamakta zorluklar yaşadım. Yazar, başlangıcı güzel yapmışsa da sona doğru sanki toparlayıp olaylar arasındaki baglantıları kurmakta acele etmiş, zorlanmıştı sanki. Anlamakta güclük cektiğim kısımlar nedeniyle de kitabın sonuna geldiğimde evreni ve olayları kafamda hala oturtamadığımı fark ettim ve “Ben ne okudum şimdi?” diye düşündüm. Aslında karakterlerini, öyküsünü ve evrenini beğenmeme rağmen seriye devam eder miyim bilemiyorum o nedenle. Sonlarda sadece kitap bitene dek hazmetmekle uğraştığım ters köşeyi begendim. Okuyanlar varsa yorumlara yazarlarsa sevinirim.
Ben bazı yerlerini anlamakta güclük çeksem ve zorlukla bitirsem de bu kitabı sizler okuyup kararı kendiniz verebilirsiniz elbette diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese.
Kitaplarla kalın.