·636 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Nisan 2023 13:07 Hırsız olmaya diyerek çıkıp katil olarak dönmek…
Kitabın başkahramanı Rodion Romanoviç, başka bir şehirde tek başına yaşamakta olan hukuk fakültesi öğrencisidir. Annesi ve kız kardeşinden ayrı başka bir şehirde yaşamını devam ettirmektedir. Yaşadığı maddi zorluklar sebebiyle eğitim hayatına ara vermiş annesinden gelecek parayı bekleyene kadar da değerli gördüğü eşyalarını rehin vererek hayat mücadelesi vermektedir.
Annesiyle mektuplaşan Rodion, kız kardeşinin servetli bir beyefendiyle evleneceğini -sevmediği halde- öğrenmesi Rodion’u bir şeyler yapmaya zorlayan son damlalar olur. Kendisine hakim olamaz belki de içinde karar vermiştir o an’da.
Savaştığı hayat mücadelesinde iç savaşı çok yoğun ve stresli geçtiği gibi hastalıklı bir döneme de zemin hazırlamıştır. Cinayeti işlemeye kafasına koyduğu gün eşyalarını verdiği zengin kadını öldürmesiyle beraber hayatının dönüm noktasını yaşamaya başlar ve o noktadan sonra işler pek de rayında gitmemeye başlar.
Rodion hırsızlık yapmaya kendini alıştırdığında kendisini birden katil olarak yakalamıştır ve bu durumu idrak edip bir şeyleri en az zararla düzeltmeye çalışsa da işler hiç öyle gitmemiştir. Çünkü gittiği yolda bataklığa sapmış ve çıkmak için debelendiğiyle kalmıştır ki iki cinayet işleyerek kaçınılmaz bir sona girmiştir.
Rodion makalesinde insanları 2’ye ayırdığını; sıradan insanlar ve olağanüstü insanlar olduğunu söyler. Ona göre sıradan olmak, otoriteye boyun eğen insanlardır. Olağanüstü insanların suç işlemeye hakkı vardır. Konuya farklı bakış açısı getiren Rodion aslında kendisini bir kalıbın içine uyarlamaya ve bulunduğu durumu, çektiği zorluklara karşı bir direniş sağlamaya çalışmaktadır.
Suç işlerken iyi bir şey yapmak (!). Fakat Rodion’u iç savaşında yaşadığı fiziksel yorgunluklar, psikolojik bunalmalar ve içinde verdiği onca savaşlarda hissettiği ve yansıttığı kişiliğine düşüncesinde olağanüstü insan ruh haline sahip olmadığını görebiliyoruz. Suç olgusuna başka bir pencereden batığını söyleyebiliriz.
Cinayeti işledikten sonra derin bir hastalığa düşen -hem bedenen hem de ruhen- Rodion büyük bir vicdan azabı çekmektedir. Bunu tam olarak açığa vurmasa da haklı olduğunu , ihtiyacı için bu yolu seçtiğini kendisine dillendirerek zihninden ve iç savaşından kaçmaya çalışmaktadır. Olmak istediği kişiyle olduğu kişiyle mücadele verdiğini Rodion’da gözlemleyebiliyoruz.
Kaçtığı ve korktuğu durum yakalanması mı yoksa yaşadığı vicdan azabı mıydı?
İyilik için kötülük yapmak, kötülüğü kötü olmaktan çıkartır mı? Rodion’un kitap boyunca hatta cinayeti işlemesine etki eden bir düşünme tarzı ve farklı bir perspektif olarak açıklayabiliriz.
Aklından gerçekten isteyerek itiraf etmek isteği tutulduğu, aşk duyduğu Sonya’ya olmuştur. Rodion karışık duygular içerisindedir çünkü hissettiği yaşadığı verdiği iç savaşlara bir de Sonya ile beraber “aşk” duygusu da gelmiştir. Bu sefer kaçmak makul olan düşünceydi kendisine göre çünkü aşkı bulmuştu.
Çektiği vicdan azabı Sonya’dan sonra daha da artmıştır ve yine çıkılmaz bir yol almıştır. Kendisini inzivaya çekip derinden sorguladığı bu “suç” unsurunu dikkatle ve sakin bir biçimde düşünmeye başlamıştır.
Bu süreçte yaşadığı karmaşalar, beden yorgunluğu, ruh yorgunluğu çevresine yansımış ve Rodion’da bir gariplik olduğunu sezmişlerdir. Hatta şüphe uyandırmaya bile başlamıştır. Tüm okları üstüne çekmesi ve dikkatler üstünde yaşaması kendisini hata yapmamaya ve daha fazla dikkat çekmemek için sakin olmaya itmiştir.
Rodion sonunda vicdan azabına yenik düşerek suçunu itiraf eder. Bu suç itirafında Sonya’nın da küçük bir etkisi olduğu görülmüştür.
Kitabın sonunda Rodion kaçmayı, susmayı değil itiraf etmeyi seçiyor.