Puan vermedi·192 syf.··
2024 58. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2024 00:39
Garcia Marquez, kitaba başlarken giriş yazısında okuyuculara kitabın adının neden on iki ve gezici olduğunu süreçleriyle anlatır. Bu giriş/önsöz okuduğum en güzel önsözlerden biri olması Marquez’e yaptığımız bir torpil değil aksine bir on üçüncü ve güzel hikâye olmasındandır. Yazar bu öyküleri yazmanın yıllar aldığını, zaman içinde değiştiğini, yeniden yazıldığını, filmlerden, gazetelerden alındığını belirtmek için “gezici”; ilk başta on sekiz “olaydan” oluşmasından, kısalmasından ve uzamasından sonra nihayet öykü sayısının durduğu yeri belirtmek için “on iki” dediğini belirtir. Yazıda ilgimizi çeken bir başka nokta ve belki de hem Marquez’e hem de eserlerine ve kahramanlarına duyduğum yakınlığı ve özdeşleştirmeyi daha da artıran huyu: Kitabını yazıp bitirdikten sonra bir daha okumaması çünkü çevireceği ilk sayfanın hemen arkasında pusu kuran bir pişmanlığın olması. Böyle yazmalıydım, şunu yazmamalıydım, daha iyi yazabilirdim ve belki de hiç yazmamalıydım… Saçağında durdukları sığınağın, bir yanıyla koruması bir yanı ile de saldırıya açık olması gibi ikilemler arasında olur dönüp bakmayanlar bir daha. Marquez pişman olunmayacak o saçağın altına Yüzyıllık Yalnızlıkla Buendiları, Kolera Günlerinde Aşk ile Florentino Ariza ve Fermina Daza’yı, Kırmızı Pazartesi ile Santiago Nasar’ı ve daha nice eseri ile “yaşayan nice kişiyi” sığdırmıştır. Bu on iki öykü arasında gazete haberleri, film senaryoları gibi sanatın başka dallarından bulunan “hikâyeleri” öyküye büyük başarı ile dönüştürmüştür. Defalarca denemesi (çöp kutusu buruşturulmuş kâğıt ile dolu değildir!) ve görece az sayılabilecek sayfa sayısını (192 sayfa) uzun sürede yazması öykünün, yaşamın kılcal damarlarına kadar ulaşmasını beklediği içindir. Bir gazetenin üçüncü sayfa haberinden alma olan Kırmızı Pazartesi kitabının olayını, ustaca işlemesi sayesinde bugün konuşma ve yazı dilinde “Kırmızı Pazartesi” kavramsallaşmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’deki basımında orijinal adının (İşleneceği Herkesin Bildiği Cinayetin Kronolojisi) yerine Kırmızı Pazartesi’nin tercih edilmesi de oldukça cesur bir deneme olup kavramsallaşmasına büyük katkı sağlamıştır. Garcia Marquez ’in kitaptaki ve beğenme sıralamasında da birinci öyküsü (İyi Yolculuklar Sayın Başkan) insanoğlunun, insan olması hasebiyle kurtulamadığı bazı noktalara işaret etmektedir. Devrik Başkanın kendine yaptığı bazı itiraflar ve sağlık sorunlarından sonra sergilediği tutum ve davranışlarının psikolojisine yansımalarını, Homero’nun gizli amaçlarıyla harmanını görmekteyiz. Başkan tekrar ülkesine başa geçmek için mektup yazıp gittiğinde, insanoğlunun değişmeyeceğini mi anlıyoruz ya da Lazara’nın Başkanın hakkındaki duygularının başta ve sondaki halleri arasındaki farkı görüp değişeceğini mi? İnsan olmak nedeniyle kurtulamayacağı durum derken kastedilen budur. Başkanı görmeden önce onu pek de iyi anmayan Lazara ve gördükten sonra bırakın ondan para almayı biriktirdiğini onun için harcayan Lazara. Bu durum bütün öykülerde görülebilir, çıkarılabilir. Belki de yaşamı değerli ve hala yaşanmaya değer kılan da mekanik ve determinizm kuralları içine hapsedilemeyecek olmasıdır. Garcia Marquez, kendi yazdığı öykü ve kitapları bitirdikten sonra bir daha okumuyor olsa da milyonlarca insan bugün onun yazdıklarını okumaktadır: Hayattaki pişmanlıkların verdiği ruhsal acıdan biraz olsun uzaklaşabilmek için. Yaşanmışlıklardan gelen gerçekliği, olduğu gibi değil büyülü bir şekilde okumak, o gerçekliği anlamak ve ona karışmak için.
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20201,050 okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.