“Sayısız hikâyeler anlattılar, yokluğa, varlığa dair
birçok sözler söylediler ve gaflet içinde
akıllarınca mânâ gevherini deldiler.
Kâinatın esrarına vakıf olmadıkları için
evvela uzun uzun çene çaldılar,
sonra uyuyup kaldılar..!”
De ki: Gece olsa da bizim;
gündüzümüze gece yoktur.
Aşk mezhebinde aşka mezhep olmaz.
Aşk öyle bir denizdir ki ne ucu bucağı, ne de sahili ve kenarı vardır.
Oraya düşüp boğulurlar; fakat
"Aman!" diye bağırmak, "Yarap!" diye haykırmak
yoktur…!”
“Ne ben benim, ne sen sensin, ne sen ‘ben’sin.
Hem ben benim, hem sen sensin,
hem sen bensin..!
Ben seninle o haldeyim ki
Ey güzel sevgilim..!
Ben sen miyim, yoksa sen ben misin bir türlü kestiremiyorum..”
“Ne yukarda ne de aşağıda olmayan Ay nerededir?
Ne bizimle ne de bizsiz olmayan nerededir..?
Orada, burada deme; doğrusunu söyle;
Âlem hep odur..!
Fakat O’nu görebilecek göz nerede..!”