Jack London'un Yaşamak Hırsı (Love of Life) başlıklı hikâyesindeki ayrıntıları hiç unutamadım. Bir lokmalık küçük bir balığı yakalamak için dakikalarca çırpınan adamın kurtlardan arta kalan bir geyik kemiklerini kemirmesini, kurtarıldıktan sonra yatağının altına ekmek stoku yapmasını... Daha fazla örnek verip kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum ama kitapta insanın aç kalınca içinden aniden ortaya çıkan canavara vurgu yapmış yazar ve bunu o kadar güzel tahlillerle anlatmış ki sanki kitabı okurken yaşıyormuş gibi hissettim.Kitap aynı zaman da insanın zihninde verdiği psikolojik savaşı o kadar net anlatmış ki yazarın bunu yazarken ki zekasına hayran olmamak elde değil.Kitap aynı zaman da tam bir maslow'un hiyerarşisine göre yazılmış.Yemek içmek ihtiyacını karşılayamayan kahramanımız bir üst basamağa geçememiş ve bu basamakta saplantılı olarak kalmış.İşte buna da yaşamak hırsı diyoruz zaten.