Gönderi

İki gün önce bir arkadaşıma şöyle dedim: “Ruhum o kadar yorgun ki, durup durup keşke kar yağsa diyorum.” Bunu söylerken, karın sadece bir doğa olayı olmadığını, aynı zamanda içimde bir şeyleri dindirebileceğini hissettim. Çünkü ruhun da mevsimleri var; tıpkı doğa gibi. Ve anladım ki, gereğinden fazla uzayan her mevsim yoruyor insanı. Bir türlü dinmeyen fırtınalar, hiç bitmeyecek gibi gelen yaz sıcakları, bir yere kök salamayan baharlar… İçimde uzun zamandır süren bir mevsim var sanki, hangi mevsim olduğunu kestirmek zor ama yorucu olduğu kesin. Belki de bir kış… ama karı eksik bir kış. Ya da bir yaz, ama gölgeyi unutan bir yaz. Bu sabah uyandım ve kar vardı. Sessiz, soğuk, ama aynı zamanda huzur dolu bir beyazlık kaplamıştı her yeri. Kar, hep öyle değil midir? Doğa bir anda sakinleşir; sesler yutulur, her şeyin üstü kapanır. Sanki dünya bir süreliğine dinlenmeye çekilir. Ruhum da böyle bir dinginliğe hasretmiş meğer. Dışarıyı izlerken düşündüm: Kar, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda bir davet. İnsan ruhuna bir çağrı gibi. “Dur, dinlen, üzerindeki ağırlığı bırak” diyor adeta. Belki de ruhun mevsimleri bu yüzden var; her biri, içimizde bir şeyleri anlatmak için sırayla geliyor. Ama bazen bir mevsim gereğinden fazla kalıyor, işte o zaman yoruluyor insan. Bugün karla birlikte bir umut doldu içime. Belki de ruhumdaki uzun mevsimin sonuna gelmişimdir. Belki de bu kar, içimdeki sessizliği ve huzuru yeniden hatırlatmaya gelmiştir. Hoş geldin ruhumun kışı... Ve kışımın olmazsa olmazı şiir...
·
47 Gösterim
1 Yorum
Nice umutlu günlere diyelim mi o zaman☺️
Diyelim o vakıt 😊 hayırlı geceler
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.