‘’Bana Gül derdi. Giderken o gülü o kadar soldurdu ki bir daha açması imkansız...’’
O kadar üzgün ve kızgınım ki hislerimi kelimeler ifade edemiyorum şu anda..
Yine de olayların akışı, detaylar, yaşanılan hayatlar, kararlar ve neticeleri ile romanın tüm kurgusu bende yazarın tüm romanları içinde en yüksek etkiyi bıraktı!
Birden fazla karakteri var ama ben size Gül Naz’dan bahsetmek istiyorum öncelikle:
Gülnaz henüz on yaşlarında ve anne ile babası Teknik Üniversite’nin kimya bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapıyordu. Gül Naz’ın üç yaş küçük Kuzey isimde kardeşi de vardı. Kampüsün bulunduğu alanda Lojman da kalıyorlardı.
Ve Doğu ile tanışır Gül Naz. Oda kendisi ile aynı yaşlarda anne ve babası kendi ebeveynleri gibi yine Kimya bölümünde doçent olarak çalışmakta hatta ortak bir projede görev almak için 4-5 yıllığına Diyarbakır’dan Trabzon’a gelmişlerdi.
Aynı apartmanda komşu olmaları, aynı sırayı paylaşmaları ve beraber gezilen yerler, aile etkinlikleri derken hiç ayrılmadı Doğu ile Gül Naz. Gül’ün Annesinden miras kalan SDS hastalığı Doğu için ciddi bir koruma kalkanı olma, haddinden fazla üzerine düşmesi ve aralarındaki yakınlık ile ona duyduğu sevginin boyutu tahmin edilemez bir düzeye gelmişti..
Ortak projenin bitimi ile Doğu’nun ailesinin şehirden ayrılması farklı liselerdeki öğrenim hayatları devam ederken, araya giren mesafeler ve yanlış arkadaş seçimleri de karanlık günlerin gelişinin de temelini atar..
Bu ülkenin kanayan yarası olan terör, Doğu’nun zihnini yıkayan fikirler, arkadaş çevresi ve nihayetinde kendini özgürlük savaşçısı olmaya adayan düşüncesi ile Gül Naz ile yolları bir daha kesişmemek üzere tamamen ayrılır..
Doğu’nun gidişi ile yıkılan Gül Naz için, hayali Anne ve Babasının izinden gitmek iken onları da teröre kurban vermesi, küçük kız kardeşinin kayıplara karışması hayatın kötü bir tokadıydı belki de..
Bedeller, seçimler, pişmanlıklar, kaybedişler ve her şeye rağmen insanın tutunduğu bir avuç umut..
Şüphesiz en çok Doğu’ya kızmışımdır...İyi bir hukukçu olup adaletle savunacağı fikirlerini örgüt, savaş, katliam diyerek gözünü kan bürümesi akla hayale gelmeyecek eylemlerde bulunması sanırım okuduğum en zor kısımlarıydı ve gerçekti! Hiç kabul etmek istemeyeceğimiz gerçeklik!
Mutlu sonlar masallarda mı olurdu acaba.. Burada onu bulamayacaksınız, okumanız temennim.. Kaleminize sağlık, Neslihan Demirbaş