Kitabı okurken birçok ders çıkarılabilecek yönleri olduğunu düşünüyorum.
Pal sokağı çocukları, Macun Birliği Cemiyeti adında bir cemiyet kurmuşlardır. Ve çocuklar; okuldan sonra oyun oynayabilecek, kendilerinin 'ülke' diye hitap ettiği bir alan kurmuşlardır. Kitap bir süre sonra; başka çocuklardan oluşan grubun kendi alanlarında oyun oynayabilecek yer olmadığı için Pal sokağı çocuklarının alanına sahip olma isteğiyle ve bu istek doğrultusunda iki grup arasında alanlarını -diğer bir ifadeyle 'ülkelerini'- savunmak için kendi aralarında kum torbalarıyla olan bir savaşa sürükler bizi. Tabi ki bu arada birçok olay yaşanır. Nemeçek'in cesurlukları, Bika'nın bu alanın başkanı olması ve ona büyük bir saygı duyulması, Gereyb'in önce casusluk yapıp Pal sokağı çocuklarını satması ancak hatasını anlayıp bunu düzeltmesi vs.
Bu olayların yanı sıra Nemeçek, alanlarını koruma pahasına türlü şeylere katlanmıştır. Soğuk sularda ıslanmış ve ciddi anlamda hasta düşmüştür. Nemeçek iki grubun savaştığı anda diğer grubun başkanını tek başına yener. İşte Nemeçek'in hasta olmasına rağmen alanlarını kurtarmasını ve cesurluğunu burada görürüz.
Kitabın sonu, Nemeçek ciddi anlamda hastalandığı için gözlerini hayata yummasıyla biter. Ancak alanlarını "ülkelerini' kurtardığı için hem kendi mutludur hem de Pal sokağı çocukları ona müteşekkirdir.
En son Bika , Nemeçek ile anılarını yalnız bir şekilde hatırlamak için alanlarına gider. Orada bir süre sonra durduktan sonra saatin geç olmaya başlamasıyla birlikte oradan ayrılır. Tam gidecekken alanlarına bir yapı yapılacağını öğrenir ve içinde bir burukluk oluşur. Ancak içinde küçük bir avuntu oluşur. Evet Nemeçek burayı hem kendi için hem de çocuklar için burayı kazanmıştı ancak neyse ki "yolunda can verdiği yurdunu elinden aldıklarını görmek yıkımına da uğramamıştı..."