·312 syf.····Okunma: 29 Kasım 2024 04:00 bu kitabı 'hayalkırıklığı' kelimesiyle sınırlandırmak çok isterdim ancak bir şekilde tanımlayacaksam sanırım açıklama yapmam gerekiyor. ikinci kitabına 10/10 puan verirken asla tereddüt etmemiştim, ancak bu kitaba altı puan verirken dahi pek emin olamadım yaptığımdan. diğer okurların rahatsız olduğu şeyleri gözden geçirdim de, genel anlamda herkes apollo'nun bakış açısıyla yazılan bölümlerin çokluğundan şikayetçi. bu beni kitaptan uzaklaştırmadı aslında. çünkü apollo'nun iyi yazılmış bir villain olduğunu düşünüyorum. serinin başından beri aldığımız karakter gelişimi ve yavaş yavaş kendini açığa çıkarması hoşuma gitti. benim kitapla ilgili asıl sorunum jacks'i hiç görmemiş olmamız. kötü karakteri başrolden daha fazla okumak ne kadar mantıklı bilmiyorum. ayrıca jacks'i gördüğümüz o çok nadir anlarda da diyalogları bayat geldi bana. hani ikinci kitapla üçüncü kitabı tamamen farklı biri yazmış gibi. jacks'i hiç okumamış biri. evreni sevdiğimden dolayı sıkıldığımı söyleyemem fakat yazarın son dakika aklına gelmiş gibi bir şeyler sıkıştırmasından bıktım açıkçası. bu aslında şuymuş, şu aslında buymuş... konumuz onlar mı gerçekten? valor hikayeleri beni asla kendine çekmedi misal, okurken göz devirdim hep. 300 sayfalık bir kitap zaten, yazar da sanki "acaba başrolleri ne kadar az gösterebilirim," diye düşünerek yazmış. YINE DE. yine de apollo gibi güzel bir villaini okumak zevkliydi. bir ara kitabı fırlatmak istediğimi hatırlıyorum, bunu hissettirebilmesi bile bir şeydir sanırım. lala ve kaos sahnelerini jacks ve eva sahnelerinden daha çok sevmiş olmak beni utandırıyor açıkçası. aurora'nın da gereksiz bir eklenti olduğu kanaatindeyim. ne kazandırdı, ne kaybettirdi...