Bu bir, kitabı okumaya teşvik incelemesidir. Bir şans vermeyi unutmayın.
Bu incelemenin altından kalkabilecek miyim bilmiyorum ama kitap kendiliğinden okunmayacağı için siz bu kitabı okuyun diye sizi ikna etmeye çalışacağım.
Ben okurken bilmiyordum ama kitabın başkahramanı Grace Marks gerçekten yaşamış bir kişidir. Kitap başlı başına çarpıcı bir kurguya sahipken anlatılan olayların ve karakterlerin çoğunun gerçeğe dayandığını öğrendiğimde üzerimdeki etkisi daha da arttı.
Kitap ayrıca Margaret Atwood ile tanışma kitabım da oldu. Yazarın tüm kitaplarındaki dili böyle mi bilmiyorum ama kitaba ilk başladığımda kolayca kurguya dahil olamadım. Daha doğrusu kurgu tüm dikkatimi ona vermeden içeri girmeme izin vermedi desem daha yerinde olur. Çünkü kesinlikle basit bir anlatıma sahip değildi. Olayların içine katman katman giriyoruz ve kitabın zaman dilimi sürekli değişiyor. Hem şu anı yaşıyoruz hem de Grace'in anlatımıyla olayların nasıl başladığını yavaş yavaş öğreniyoruz.
600 sayfaya yakın olmasına karşın merak duygusunu canlı tuttuğu için kesinlikle yormadı. Çünkü yolun neredeyse sonundaydık ama bu sona gelene kadar Grace'in neler yaşadığını bilmiyorduk bu da okuma kalitesini arttıran bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Kitabın konusunu anlatmayacağım daha çok tarihte yaşamış Grace hakkında konuşmak istiyorum. Grace yaşadığı şeyleri hak etti mi, suçlu mu bunu bilmiyorum ama ölümünden neredeyse 150 yıl sonra onu bilmek, tanımak beni mutlu ediyor. O yüzden sizi de onunla tanıştırmak istiyorum:
Grace Marks, İrlanda'da yoksul bir aileye doğmuş bir kızdır. Ekonomik sebeplerden ötürü kendisi 12 yaşındayken annesi, babası ve 8 kardeşiyle birlikte Kanada'ya gitmek için 8 hafta sürecek (yanılmıyorsam) bir gemi yolculuğuna çıkar. Hem dönemin şartları hem de maddi durumlarından dolayı bu yolculuk tahmin edilebileceği üzere çok zor şartlarda gerçekleşir ve annesini gemi yolculuğunda kaybeder.
Resmi kayıtlara göre hakkında çok detaylı bilgiler mevcut değil, bilinenlerin çoğu da Susanna Moodie adlı bir anı yazarının ''Life in the Clearings Versus the Bush'' adlı kitabından gelmektedir.
Küçük yaşta evlerde yatılı olarak hizmetçiliğe başlayan Grace, çalışmaya gittiği ilk evde Mary Whitney adında hizmetçi bir kızla arkadaş olur. Mary; Grace'in aksine daha coşkulu, eğlenmeye düşkün, lafını esirgemeyen, atılgan bir mizaca sahipken Grace daha içe dönük, sakin bir tabiata sahiptir. Bu karakter özelliklerini belirtmemdeki asıl sebep ise şu:
Mary Whitney öldükten sonra Bay Kinnear'ın yanında çalışmaya başlayan Grace, aynı evde çalışan James McDermott ile birlikte evin beyi ve Nancy Montgomery'i öldürme suçuna karışmakla suçlanır. Grace gerçekten de McDermott'a onları öldürmesi için yardım etti mi bilmiyoruz.
Kitapta anlatılan versiyonda Grace'in çoklu kişilik bozukluğu vardı ve Grace'in hayatındaki travmatik sahnelerde neler olduğunu hatırlamamasının sebebi 2.kişiliğinin uyanmasıydı. Bu bahsettiğimiz 2.kişiliği ise Mary Whitney'di. Ve Grace'in uzun yıllar süren müebbet cezasının affı için bu durum öne sürülmüştü ama o dönem bu tür rahatsızlıklar tespit edilemediği için Grace'in rol yapıyor olduğu düşünülmüştür.
Grace'in gerçekten de böyle bir rahatsızlığı var mıydı bilinmiyor. Kaldı ki kitapta bile bu iddianın bir rolden ibaret olma durumu var. Grace'in hayatının büyük bir kısmı tarihin karanlık tarafında kaldığı için anlattığım çoğu şey büyük ihtimalle kurgu. Ki yazarın da kitabındaki karakterlerinden birkaçını yazdığı kurguya uyması için eklediğini düşünüyorum. Yani gerçekte var olmayan karakterler mevcut.
Ama bana sorarsanız tüm bu olasılıklar silsilesi kitabın okuma zevkini artırmış. Kitabı okuduktan sonra 6 bölümlük mini dizisini de izlemeyi unutmayın. Birebir olmasa da kitaba yakın bir kurguyla uyarlanmış. Grace'i canlandıran oyuncu bence iyi bir iş çıkarmış.
İnceleme hakkında yanlış yazdığım kısımlar varsa -olma ihtimali yüksek- beni düzeltebilirsiniz. Ve umarım kitabı okumanız için sizi yeterince ikna edebilmişimdir. Kitaba ve Grace'e hak ettiği değeri verelim lütfen. Dili ve bazı kısımları dolayısıyla
15-16 yaş üstü herkese öneririm. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.