YZ ile gelecek
Puan vermedi·176 syf.··
2024 174. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 14:48
Herkese Yazarı Susan Schneider tarafından özenle yazılmış olan Yapay Sen kitabı ile merhaba. Yapay Sen – Yapay Zeka ve Zihnin Geleceği kitabı ile ilgili konuşmaya başlamadan önce herkesin en az bir kez olsun Zihnin geleceği üzerine düşündüğünü varsayıyorum. Kitabın giriş kısmından kısa bir alıntı bölüm ile başlayalım. “Yıl 2045. Bugün alışveriş yapmak için dışarı çıkıyorsunuz. İlk durağınız Zihin Tasarım Merkezi. İçeri girer girmez, size uzun bir seçenek listesi uzatılıyor. Listede havalı isimlerle zihin geliştirme seçenekleri var.” * Size böyle bir liste uzatıldığını varsayın. Tercihiniz ne olurdu? Gelişmiş müzikal yetenekler mi? Matematiksel beceriler mi? Kusursuz bir zihin sarayına sahip olmak mı? Yahut yükseltilmiş algısal becerilere mi? Belki bu yazıyı okurken sahip olunası pek çok beceriyi düşünürken bir yandan da zihninizde bir takım seçimler ve elemeler yapıyorsunuz. Öyle ya sahip olduğumuz özelliklerin kat ve kat üst seviyesinde özelliklere sahip olabilme düşüncesi bir yanıyla hoş. Fakat her şeyde olduğu gibi burada da bazı avantajlar ve dezavantajlar konuşulmalı öyle değil mi? Sahip olduğumuz zihin bir program mı? Eğer bu düşünceyi kabul edersek aynı zamanda yapay zekanın bizim kadar insan olabileceğini de kabul etmiş sayılıyoruz. Sizin temelde yer alan düşüncenizde bu noktada epey önemli. Siz yapay zekanın bir insandan farksız hale gelebileceğine yani bugün olmasa bile gelecekte bir insan gibi düşünüp hissedebileceğine inanıyor musunuz? Konudan uzaklaşmadan başlangıç noktamıza bir kez daha dönmek istiyorum. Zihin tasarımı. Yapay zeka aracılığı ile pek çok hastalığa çare bulunup tedavi edileceği düşüncesi gerçekten mutluluk verici ve umutlandırıcı. Oysa diğer taraftan pek çok etik problemi tartışmaya açabilecek kadar bucaksız bir konu. Zihin tasarımına değinecek olursak burada ilk soru ve sorun ise zihin üzerinde kullanılacak yapay zeka sihrinden sonra bir insanın hala aynı insan olup olmayacağı durumu ve daha mühimi bir insanın hala insan olup olmayacağı sorusunun akıllarda bıraktığı soru işareti. Bugün vardığımız noktada hala daha az mümkün görünen bu konu belki ileride tüm bu sorulara cevap bulunmuş hali ile insanların gelecekte olacak gelişimlerinin başlangıcını oluşturacak belki de kim bilebilir. Belki de insanlığın varoluşunu sürdürmesi bile buna bağlı olabilir. Şimdilik ise aklımızda olan bir diğer soruda bu durumda varlığını sürdürecek olanlar hala insanlar mı yoksa yeni bir yapay zeka ordusu mu olur? Tekrar ilk sayfadan bir alıntı ile devam edelim. “Sonra bir Android mağazasına gidiyorsunuz. Ev işleri için yeni bir Android alma zamanı geldi. Yapay zeka zihinlerinden oluşan seçenek listesi o kadar geniş ve çeşitli ki… Bazı yapay zekalar biz insanların sahip olmadığı yükseltilmiş algısal becerilere veya duyulara sahipken, bazıları da internetin tamamını içine alan veritabanlarına. Ailenize en uygun seçenekleri dikkatlice işaretliyorsunuz.” Bir mağazaya girdiğinizi düşünün varsayalım ki hiçbir yapay zeka gelişimi kabul etmemiş yüzde yüz oranında normal bir insansınız. Çevrenizde sizin gibi pek çok insan olmasına rağmen geliştirilmiş yapay zeka ile birleşmeyi kabul etmiş ve dolayısı ile üst insan – varsayımsal- konumuna gelmiş insanlarda mevcut. Mevcut bu durumda geliştirilmiş Androidlerin bile sahip olduğu becerilerin ve bilginin sizin halihazırda sahip olduğunuzdan daha üst seviyeye getirilmiş olduğu bir mağazadan kendi hizmetinize bir Android satın alıyorsunuz. Sizce bu ne kadar doğru? Bunu sorarken yapay zekanın gelecek olduğu bilinçlilik halinden ve dolayısı ile yaşayacağı uyanış ve sonrasında ki varsayımsal direnişlerini düşünerek bu soruyu soruyorum. Sizce daha üstün olabilecek ve pek çok konuda daha üstün özelliklere sahip olabilecek olan bir Android niçin sizin hizmetinize amade yaşasın? Sıradan bir insanın ulaşabileceği bilginin kat ve kat fazlasına çok kısa bir anda erişim sağlayabilecek bir bilinçlilik halinde sizce varsayımsal köle olan androidler mi olur yoksa insanlar mı? Yazarı “ Açıkçası zihin tasarımı görüşünü gurur kırıcı buluyorum çünkü biz o kadar da kötü evrimleşmedik. Tıpkı Carl Sagan’ın romanından uyarlanan Mesaj filminde uzaylının bir insanla ilk karşılaştığında söylediği gibi ‘Siz ilginç bir türsünüz. İlginç bir karışım. Öyle güzel düşler ve bir o kadar da korkunç kabuslar görmeye muktedirsiniz.’ Aya çıktık, atom enerjisini dizginledik ama gene de ırkçılığı, açgözlülüğü ve şiddeti önleyemedik.” İşte tam bu noktada söylendiği gibi açgözlülüğü dolayısı ile insan hep arzulamakta. Daha iyi, daha iyi ve dahada iyiyi. Yazıma ilk başladığımda söylediğim kısmı düşünelim. Yapay zeka ile pek çok hastalığa çare bulunacak olması fikri umut vaat edici. Zamansız ölümlerin artık yaşanmayacağını düşünmek kalbe iyi geliyor olsa da bu noktada devreye girecek olan insanın doğası gereği sahip olduğu azla yetinmeme daha fazlasını isteme dürtüsü, nihai olarak bugün bile en fazla arzulanılan ölümsüzlük için bir yarış doğuracak ve belki yapay zekanın varacağı nokta ile artık varışı insanlığa altın tepsi ile sunmuş olacak. Varsayımsal olarak ilerlerken bir diğer önemli etken üzerine de bir iki kelime söyledikten sonra birkaç önemli nokta ile ilgili daha paylaşım yapacak ve yazımı tamamlayacağım. Ahlaki ve etik açıdan pek çok tartışmanın konusu olan yapay zekanın, tercih etmeleri durumunda bir zihin tasarımı sayesinde artık kendisi olup olmadığını uzun uzun tartışsak da henüz cevabını bulamayacağımız o insanın hayatını sürdürürken varsayımsal olarak yaşayabileceği ek bir duruma daha değinelim. Bu durumda yaşadığı değişim sonrasında sahip olduğu yeni özellikler yahut kazanacağı beceriler ile hayatına kaldığı yerden devam eden, hala kendisi olsun yahut olmasın aynı bedende olan bir insanın uzaktan kontrol ile yönetilip yönetilmeyeceği konusu ile ilgili düşünceler diğer değineceğim ve bu noktada tartışmaya açık bırakacağım bir diğer konuydu. Şimdi birkaç tane olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım, benim için önemli olan alıntı paylaşacağım. “Makine bilinci eğer bir gün ortaya çıkarsa, R2D2 gibi yüreğimize işleyen robotlarda bulunmayabilir. Bunun yerine MIT’nin bilgisayar bilimi binasının bodrum katındaki tozlu sunucu yığınları arasında duruyor olabilir. Belki de çok gizli askeri programlardan birinde ortaya çıkabilir, hatta çok tehlikeli ya da sadece çok verimsiz bulunduğu için fişi çekilebilir. YZ bilinci, kuvvetle muhtemel bizim şu anda ölçemeyeceğimiz bir fenomene bağlı olabilir; örneğin, henüz keşfedilmemiş bir mikroçipin doğru konfigürasyonlara sahip olup olmadığına ilişkin olabilir ya da YZ geliştiricilerinin veya halkın bilinçli YZ isteyip istemediğine bağlı olabilir. Hatta, Westworld’de Anthony Hopkins’in oynadığı karakter gibi, tek bir YZ tasarımcısının geçici hevesi kadar öngörülemez bir şeye bağlı bile olabilir. Yüz yüze geldiğimiz belirsizlik, beni, gerek tekno-iyimserlikten gerek biyolojik doğalcılıktan daha orta yollu bir yaklaşıma götürüyor. Kısaca bu yaklaşımı, “Bekle ve Gör Yaklaşımı” diye adlandırıyorum. ( sf. 47) Mutlaka izlemenizi önermek istediğim dizi “Westworld” mutlaka ama mutlaka bakın derim. Unutmadan bir noktada şunu da söylemek isterim ki en azından şu an için YZ hayatımızda olduğu halinden daha ileriye giderek bilinçli robotlar halinde karşımızda olamayacak. Bunun nedeni henüz bunu yapacak teknoloji ve bilgiye erişememiş oluşumuz. Çünkü zihni bir program olarak kabul etsek bile bu programı henüz YZ ile modelleyecek ve robot insanların tıpkı filmlerde olduğu gibi bilinçlenip isyan çıkaracağı günlere geleceğimiz günlere bizi taşıyacak bilgi ve dolayısı ile gereken teknolojiye henüz sahip değiliz. Ama bu kaçınılmaz sona varacağız. Bir gün tıpkı senaryo edilmiş ve izlenime sunulmuş filmler gibi karşımızda insandan görünüş olarak farkı kalmamış o robotların bilinçle durduklarını kendi kararlarını aldıklarını ve sizin kararlarınıza karşı durduklarını göreceğimiz günler olacak. Bunu şu an için zihnimizde tasavvur edemesek de bu mümkün olacak. 1 ve 0 şeklinde kodların bir araya getirdiği yazılımların bugün geldiği nokta ve ileride bizi ulaştıracağı nokta gerçekten inanılmaz derecede büyüleyici bir gelişim. Ve bu sihre kapılıp daha fazlasını kurgulamak, hayal etmemek mümkün değil. Söz gelimi bazı filmlerde olduğu gibi yarı insan, yarı robot ve YZ ile birleştirilmiş müthiş insan modelleri. Belki de dünyayı sürüklendiği yok oluştan kurtaramayacağız ama söz gelimi olası bir yok oluşta kamp kurulacak olan marsta insanlığın soyunu sürdürecek olanlar, büyük bir başarı örneği ile bu YZ ile birleşmeyi kabul eden seçilmiş insanlar olacak kim bilebilir. Bu noktaya vardığımızda da asıl merak konusu yine hala insan olup olmadıkları yönünde olacak benim için. Bu kitabın yazarı tarafından sorulmuş tüm sorular gizemini en azından belirli bir süre daha biz okurlar için koruyacak gibi görünüyor. Robotlar gerçekten bilinçli olabilir mi? Yapay Zeka ile birleşebilir miyiz? Zihin sadece bir program mıdır? Bilinç karmaşık zekanın kaçınılmaz bir yan ürünü müdür? Zihin tasarımının genel tehlikeleri nelerdir? Bu sorulara yazarının bakış açısında bir göz atmak ve halihazırda mevcut olan düşüncelerinize dayanak bulmak yahut tamamen yıkmak isterseniz mutlaka bu kitabı edinin. Bana sorarsanız eninde sonunda bu kaçınılmaz bir şekilde gerçek olacak. Şu an için yaygın olmasa bile mevcut bulunan YZ robotların görünüş itibari ile insandan ayırt edilemeyecek kadar benzerleri yapılıyor. Ve yine bu robotlara YZ yazılımı ile insandan bir noktaya kadar ayırt edemeyeceğiniz bir kopya bilinç yaratılıyor. Bugün insan eli ile yazılan bu yapay zihinler kendi kendini üretebilen bir bilinç oluşturacak. Tesadüfi bir şekilde belki ansızın olacak. Tıpkı izlediğimiz bir film yahut dizide olduğu gibi hatta belki de bu konuya dair yapılmış bir oyunda olduğu gibi. (Detroit Oyununa göz atabilirsiniz) Bugün olmasa bile bir gün mümkün olacak. Hızla devam eden çalışmalar meyvesini bir gün verecek. Ve yine YZ ile insan birleşimi mümkün olacak. Bu mümkün olduğuna pek çok insanın bu değişim ve gelişim için sıraya gireceğinden çok eminim. Elbet bugün öngöremediğimiz pek fazla risk olacak. Bu riskler zaman içerisinde YZ ile birleşen insanların tecrübeleri sonrası bilinebilecek. Bütün bunların olabileceğine ve mümkünlüğüne şüphem yok. Pek çok insanda sanıyorum ki aynı fikirdedir. Benim tüm bu konulardan ziyade, aklımda olan ana ve esas soru ve o sorunun oluşturduğu soru işareti ise tüm bunlar olduktan sonra dünyanın nasıl bir yer olacağı üzerine. Olduğundan daha kötü bir dünyada mı yoksa daha iyi bir dünyada mı olacağız? Bir gün hiç şüphesiz gözlerimizi yapay bir dünyaya açacağız. Bizler olmasa da insanlık bu noktaya varacak. O gün geldiğinde dünya daha iyi bir dünya mı olacak yoksa olduğundan kötü mü?
Yapay SenSusan Schneider · Tellekt · 202134 okunma
·
120 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.