Gönderi

10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Herkese merhaba diyerek başlayalım! Sözlerime başlamadan önce belirtmeliyim ki, bu inceleme sadece 1. Kitabı değil, tüm seriyi kastedecek. Lynch beni çok şaşırttı. Sahne geçişlerinde çoğunluğun çok dışında yöntemler kullanıyor, bir ileri bir geri giderek tüm hikayeyi karmaşa içerisinde ve bir o kadar da net aktarıyordu. Bunun dışında yaratmış olduğu evrene dair koruduğu gizemler çoğu kitapta sizi rahatsız eden soruları sordurtmadı diyebilirim. Yani en azından, kitap boyunca “bu neydi!! İyi de Bu ne anlama geliyor, geçmişte ne olmuş, evren nasıl bir yer, kimleri kapsıyor?” Diye sormaktan alıkoyan, kafanızın arkasında devamlı evreni anlamlandırmak için didindiğiniz o rahatsız edici his yoktu. (En azından 3. Kitaba kadar) Atacam, atalar gibi terimlere, “evrende yaşayan başka türler var mı? Varsa da, bunlar nelerdir?” gibi hiçbir halt bilmememize rağmen bu bilinmezlik beni (ki bu olacak şey değil) çıldırtmadı. Bakın bu çok basit bir şey gibi gözükebilir fakat asıl mesele şu ki Lynch hikayesini öylesine usta bir dille anlatıyor ki sözlerinden başka bir şey düşünmüyorsunuz. Yani okuyucu olarak sizi, manipüle ediyor. 3. Kitapta artık düşünmemizi istemiş olacak ki, bu soruları artık net bir şekilde sormaya başlıyoruz. Kendisi de ustalığının farkında olsa gerek,(bence) bir çeşit hata yapmış. Özellikle ilk kitapta beni çıldırtan, bu kitaba devam edemeyeceğimi düşündüren betimlendirmeler gerçekten fenalık geçirmeme sebep oldu. Yani kitap içerisinde olmasaydı olurdu diyebileceğim çok betimleme vardı. Öğrenmesek hiçbir hüznünü yaşamayacağım bilgiler artık beynimde.. (Tamamen yalan söylüyorum, çoğunu unuttum ki bu, olayı daha kötü yapıyor yani o zaman neden okudum?) Bu durum her ne kadar kendi hayal gücünü, kültürel bir şelale olduğunu, istediği herşeyi kelimelerle ifade edebileceğini kanıtlasa da (ki tam da bu sebeple yazıldığını düşünüyorum), bu denli bir betimlemeye arada bir baymadım değil. Konuya girmeden sayfalarca süren, mekan ve yapıların üstündeki zart zurt şekle sahip o zımbırtıya kadar bilmesek de olurdu ya da ne bileyim hangi caddeden nasıl ve hangi caddeye çıkıldığını… komşu çetenin ebesinin nikahının nerede yapıldığı, neden o mekanı tercih ettiği gibi önemsiz detayları bir yerden sonra atlamaya başladım. Yine de kabul etmeliyim ki anlamak istediğim her betimlemede tekrar tekrar baştan okuma sıkıntısını yaşasam bile !!!! kendimi hayran olmaktan alıkoyamadım. -_- Yazdığı cümlelere dayanarak oldukça Egoist bir adam olduğunu çok net söyleyebilirim (fakat bunu sevdim). Kendini çoğu yazarın üstünde tuttuğunu, öne koyduğu her şeyde bize hatırlatmak istermiş gibiydi. Farkını yansıtmak onda ezici bir haz uyandırmış olsa gerek diye düşünüyorum. Yani okura “tamam diğerleri kitap ama bu kitap daha farklı, daha üstün, okuduğun çoğu şeyin üzerinde” diyordu. Kendi kendini pohpohlayıp, yazdığı şeye baktığında “işte bu iş böyle yapılır” dediğine emin olabilirim :)) ve evet, katılıyorum. Olayların birbiriyle ilişkisi, en boktan meselenin bile büyük bir sonuca bağlanabilmesi, her detayın incelikle işlenmesi ama bu inceliğin tamamen tasasız, akışkan bir şekilde okura ulaşması çok takdir edilesi. Bunların yanında kültürel birikimi de dudak uçuklatıyor. Siyasi entrikaları “sen bena beyle yaptın ben sena beyle yaptım” gibi zattiri zot açıklamalarla, olaylarla sınırlamaması bize adam akıllı bir yetişkin hikayesi sunuyor. Ve bu karakterlerle derin devletvari, tarih ve siyaset temelli, mantıklı bir sebepten başlayan ve mantıklı bir sonuca bağlanan entrikalar dönmesini çok başarılı buldum. Gemi seyahatleriyle geçen bölümlere dayanarak; Gemiler ve gemicilik ile ilgili pek bilgim yok, vermiş olduğu detaylar gerçeğe dayanıyor mu bilmiyorum. Fakat eğer dayanmıyorsa yani uydurmasyonsa, ayakta alkışlıyorum. Eğer bilgiler gerçekse de, böylesine hakim olduğu bir konuyu kitabında kullanarak başarılı bir hikayeye ulaşmasını da ustalığına bağlayacağım. Karakterlere gelirsek; Karakterlerin hepsine derinlikli bir hikaye verilmesi, ahlaksız bir grubun tuhaf bir şekilde bazı ahlaki değerlere sahip olmaları ve gözümüzde kötü adam gibi yer etmemiş olmalarının altını çizmek isterim. Karakterlerle bağ kurmak okur için çok önemli, benim için de. Böylesine eşekoğlueşek bir çeteyle bağ kurmuş olmaktan utanmıyorum :)) Kitapların her biri birbirini ilgilendiren ayrı olaylara sahip. Ve hepsi de bağlantılı güzel hikayeler barındırıyor. Uzun bir süre daha bir yazarı böyle övmem diye düşünüyorum, hatta oldu olacak lycnh bize onu nasıl öveceğimizi de kitaplarında bir köşeye yazsın rahatlayayım :)) Spoilersız kısıma son olarak; “TAVSİYE EDİYORUM” *SPOİLERR* Sabetha karakterinin haylazlığını, karizmasını beğenmiş olsam, karakteri sevsem de, bir gerizekalı gibi devamlı kapris içerisinde olmasına sinir oldum. “Seni seviyorum ama olmaz” mantığının içini dolduran gerçek bir sebep yok resmen. Tamamen içgüdüsel hareket edip bir kızıp bir öpen, bir ağlayıp bir küsen halleri bezginlik getiriciydi. Locke bu konuda ezik bir amip gibi davranmak yerine “sen yeter ki iste sabetha” havasından biraz çıkabilseydi daha iyi olacaktı. “Ne yani saçlarımın doğal halini mi seviyorsunn!!!” Yani şu olayın saçmalığına bakar mısınız? Kızıllar tecavüze uğrarmıi da zart olurmuş zurt olurmuş. Senelerdir tanıdığı, birlikte büyüdüğü Locke bunu yapmış yahut yapacak değil, Sabetha’nın geldiği memleketle alakası da yok, yani resmen kapris yapmak için havada nem arıyor. “Birlikte olamayızzzz, belli- bariz sebeplerden dolayı” hangi belli sebep inanın kaçırmış olmalıyım çünkü asla anlamıyorum. Son kitaptaki bu beden değişimli locke muhabbeti hiç hoşuma gitmedi. Ahlaksız bir adam olduğunu biliyorduk fakat yine de bir çocuğun bedenini çalmak gibi ütopik bir fenalığı yapmasını kabullenemem çünkü her ne kadar “şerefsiz bir puşt” olduğu izlenimini kazanmış olsakta özünde, belki en içinde, çooooook derinlerinde de olsa yumoş biriydi. Umarım dördüncü kitapta makul bir açıklama alabiliriz. Şahinci karakterinin kıl kuyrukluğu? Gözümde tam bir sünepe, vasıfsız bir kötüyken 3. Kitabın sonunda fena bir karizma kazandı. Yani hadi ama “gümüşten ses” muhteşem, gerçekten çok etkileyici bir detay oldu. Annesinin bile içinden geçip, delik deşik etmesiyle de umarım bizimkileri eline geçirmez diye düşünmeden edemiyorsunuz. Neyse ki locke girdiği her boktan kurtulmakta çok yetenekli :))
Locke Lamora'nın YalanlarıScott Lynch · İthaki Yayınları · 20201,360 okunma
·
161 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.