Kek Artık YOK
2/10
·384 syf.··
2024 61. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 23:25
Öncelikle serinin son birkaç kitaptır gözüme çarpan en büyük sorun kitapların bir sürü yazım yanlışıyla dolu olması. O kadar çoklar ki bir yerden sonra "YETEĞĞĞ" falan diye çığırmak istedim. Bize ilkokulda hecelemeyi öğrettiler, bir yerde hecesinden değil farklı yerden ismi kesmişler. Mesela "ka-der" ya, onlar "kad-er" diye kesmiş, ağlayacaktım. 1) KİTAP İSİMLERİ Serinin en büyük sorunlarından birisi kitap isimleriyle kitabın içeriğinin asla uyuşmaması. Bu kitabın adı Kader Sarmalı ama Ayliz ilk 20-30 sayfada sarmaldan kurtuluyor zaten. Önceki kitabın adı Mahes'ti ama Mahes'i yani içinde Osiris olan Aytun'u doğru dürüst hiç görmemiştik, önceki kitabın adı Amenta'ydı kitapta Amenta neredeyse hiç yoktu. Seriyle ilgili büyük bir problem isimlerin asla kitapla uyuşmaması. 2) Ayliz Akıllanacak Mı? Ayliz seri boyunca hiçbir gelişim göstermedi. Hâlâ kitabın ilk sayfalarında olduğu kadar salak, herkese güvenen, konu aşk oldu mu her tuzağa atlayan, iki adım ötesini düşünmeyen, nasıl bir konumda olduğunun asla farkında olmayan, Aytun'dan başka karakter gelişimi yaşamayan bomboş birisi. Önceki kitapta "KİMSEYE GÜVENMEYECEĞİM" diye deliren Ayliz, kitabın sonunda Neftis'in tuzağına düşmüş, üstüne Hemsut'un "Ya onlar kadim büyü bilmiyor, bak sen benim yerime sarmala gir ben Aytun'u getiricem güven bana" yemine tepeleme atlıyor. Mahes'te Ra'nın getirdiği Seth'e güvenmemek için kırk takla atarken kitabın sonunda kendisinin "FELAKET" getireceğini gördüğünü Hemsut'a anında güvenmişti. Seth'e karşı olan güvensizliği burada da devam ediyor (ki son düşünülürse haklı güvenmemekte) ama Ra'nın onu emanet ettiği, onca şey yapan Seth yerine "Aytun'u kurtarmanın yolu bende" diyen ilk kez gördüğü Hemsut'a güvenmesi çok abes kaçıyor. Ayliz hâlâ tanrıça olduğunun bilincine varamamış. Ra'nın onu Aytun'u kurtarsın diye tanrıça yaptığını sandığını düşünmekle birlikte "AYTUĞĞĞNNN" dramasından da çok bunaldım. Karakterin âşık olduğu kişiyi kurtarmak istemesi ve bunun için çabalamasında hiçbir sorun yok ama sırf birini kurtaracak diye dünyanın içine etmesinde büyük bir sorun var. Ayliz'in Aytun'u kurtaracak diye yemediği halt, Mısır halkına çektirmediği acı kalmadı. Bu da karakteri tek yönlü "âşık" kanalizasyonundan öteye götüremedi. Gerçekten Aytun'a âşık olması dışında Ayliz hakkında bildiğimiz hiçbir şey yok. İnat ettiği tek konu o çünkü. Bu kız ne sevmez, neleri sever, zayıf noktaları nelerdir, bunlar hakkında tek bir fikrimiz yok. Tek boyutlu, yüzeysel ve seride yalnızca Aytun'la var olan bir karakterden ileriye gidemiyor. Ayrıca bu kitapta özellikle çok çocukça davranıyor. Osiris'in Ra için hazırladığı Av'a katılmak istememesi bir yana Av'da farklı olmak için Antik Mısır tarzı elbisesi değil de pantolonla gitmesi ve bunun hiçbir şeye çıkmaması kitapta komedi olan başka bir olay. O pantolonu giyip Ra'nın hayvanını yakalayıp geliyor ve sonra "Ben bunun için böyle giyindim, size saygısızlık etmek istemedim" diyor. Ben hâlâ bugün o pantolon değil de elbise giyilmiş olsa o hayvan yakalanamayacak mıydı anlayabilmiş değilim. O hayvanın yakalanmasının nedeni pantolon muydu? Kitapta bu tarz ucu bir yere çıkmayan detay(cık)lar var. Koskoca tanrıların tanrısı Ra'ya laf sokup çocukça tripler atıp tanrıça olduğunun ve ona göre davranması gerektiğinin farkında olmayan ve kendisini de yetiştirmeyi akıl etmeyen bir karakter. Hemsut'a kanmasından da anlayabileceğimiz gibi "Ya bak aslında gizli bir köprü var" diyen herkese para yağdırabilecek kadar cahil aslında. Önceki kitap yorumunda sözde eğitiminin yeterli olmadığını söylemiştim, bu kitapta bunu daha da iyi görmüş oldum. İsis'in isteğiyle onu başkasının bedenine sokup kızan Ra'ya "Hep beni suçluyorsunuz ühühüh" diye çocukça tripler atması, Aytun'dan başka hiçbir şeyi düşünmemesi, tanrıça olarak yaptıklarının artık sadece çevresini değil bütün bir dünyayı etkilediğinin farkında olmaması, gereksiz inadı ve kimseyi dinlemeyişi insanı sinir ediyor. Şunu da eklemek istiyorum: bir şeyi kırk kere söylerseniz gerçekleşir olayı doğru değil. Yani kitapta isterse Ra dâhil herkes Ayliz için "senin gibi güçlü bir tanrıça" desin, bu Ayliz'i güçlü bir tanrıça yapmıyor. Asla güçlü, insanları koruyabilen, zeki bir tanrıça değil. Lütfen karakterleri güçlü, zeki, seksi, güzel, sinsi ya da başka bir şekilde betimlemek istediğinizde bunu karakterlere söyletmek yerine karakterin tavırlarıyla belli edin. Hayır, Ayliz güçlü bir tanrıça değil. Kadim büyü nedir var mıdır yok mudur onu bile bilemeyen, her tuzağa balıklama atlayan, Aytun söz konusu olunca olmayan mantığının fişini çeken, çevresindekileri bile koruyamayan, plan yapmayı bilmeyen, onun için yapılan planları yerine getiremeyen, çocuksu inadıyla her şeyi mahveden bir salak. 2) Tanrıça "gibi" Konuşmuştum, Oh Olsun Ona! Kitapta hâlâ "tanrıça/tanrı" gibi davranamama sorunu mevcut. Maat bir tanrıça değil de güçleri olan 22 yaşında bir kız gibi davranıyor, Ayliz çocukça davranıp kendince havalı olduğunu sandığı bir laf sokup "HAH! NASIL DA AYAR VERDİM AMA!" diye havalara giriyor, Neftis Suicide Squad'daki Enchantress misali kıvırıp bir büyüyü anca kitap sonu yapabiliyor, tanrılar ve tanrıçalar Gökyüzü Evi'nde çocukça tartışmalarla birbirlerine giriyor. Kitapta aklı başında davranan tek karakter 320'nci sayfalara dek Dimitri'ydi yazar sağ olsun onu da bozdu. 3) Kısa Anlatımlar Kitap birinci tekil şahıstan çok çabuk tanrısal bakış açısına dönüyor, yazılması elzem olmayan küçücük sahneler bile kitabın içerisine tıkıştırıldığı için insanın okuma zevkini baltalıyor. Örnek vermem gerekirse: Bir silah var onu almak için üç bilmece bilmeleri lazım. İşte Ayliz'in ağzından anlatıyor anlatıyor, diyelim ki Ayliz o akşam gidecek bilmeceyi almaya, bir anda sahne bitiyor ve kısacık Ayliz'in bilmeceyi öğrendiği sahneyi okuyup hooop diğer karakterlerle tartıştığı sahneyi okuyoruz. Şöyle düşünün: [Hikâye akışında devam ediyor] - (şu kısım geçişlerinde işaretler konuyor ya, onu hayal edin) Hoş geldin Tanrıça Ayliz, işte sıradaki bilmece. "BALALALALA BALALALALLA BALALALALLA BALALAL VESAİRE VESAİRE VESAİRE" - "İşte, bilmece bu, ne yapacağız?" Anlatabildim mi ne demek istediğimi? O bilmeceyi aldığı kısmın yazılmasına ne gerek vardı? Biz direkt bilmecenin tartışıldığı kısmı okuyabilirdik. Bir de bu kısa anlatımlar o kadar çok var ki kitabın içerisinde bir yerden sonra cidden nefret etmeye başladım bu durumdan. Daha hikâyeye hizmet edebilecek (mesela Neftis nasıl Ra'nın adını öğrendi) şeyler yerine böyle gereksiz detay(cık)ların yazılmış olması beni aşırı yordu. 4) Dimitri Draması Geçen kitapta ve bu kitapta bir yere dek en sevdiğim karakter Dimitri'ydi. Gerçekten kitabı okurken "Dimitriiiğ" diye uluyordum ama dediğim gibi bir yere kadar. Ayliz ile ettikleri yemin doğrultusunda ilişkilerini, Dimitri'nin onu yalnız bırakmamasını çok mantıklı ve doğru buluyordum. Aytun'un gereksiz kıskançlıklarına delirip "OF SUS ARTIK HER KARŞI CİNSTE SEKS ALARMI VERMEYİN" diye salyalar akıtıyordum. Kİ - yazar gitti Dimitri'ye Ayliz'i öptürttü. Meğer Dimitri Ayliz'den hoşlanıyormuş. YANİ CİDDEN Mİ? Gerek var mıydı? Hiç gerek yoktu hem de hiç. Ayliz'i parlatmak için illa erkekleri ona âşık etmek zorunda değilsiniz, onu güçlü, zeki ve olgun bir karakter yaparak, yaptığı planlar ve attığı hamlelerle de parlatabilirsiniz. Aytun - Ian dramasından sonra şimdi de Aytun -Dimitri draması çıktı başımıza. Asla ama asla gerekli olan bir hamle değildi, benim için serinin bittiği nokta (ki bence çok direndim, Mısır Mitolojisi var diye aşırı direndim) burası oldu. 5) Asla Sonu Bağlanmayan Olaylar Geçen kitap sonunda Maat'ın yemek düzenlemesinin sebebinin sonunu göremedik, Anubis'i uyandırmaya 100 küsür sayfada asla gidemediler (akşam uyumadan önce gitseler de olur bu arada), Hector - Dimitri draması, Hemsut'un "felaket" olma olayının çok kısa sürmesi vs vs. Yani mesela bir karakter 2. kitabın sonunda kötü bir duruma düşüp 3. kitabın ilk yirmi sayfasında ondan kurtulacaksa düşmesin abi. Başka bir şey olsun. Başka bir yoldan anlatabilirsiniz o zaman. Kısacası çok sıkıldığım ve kafamı duvarlara vurduğum bir kitap oldu. Daha bir sürü şey yazardım ama bunu yazarken bile çok sıkıldım.
Kader SarmalıGamze Çelik  · Ephesus Yayınları · 2023367 okunma
·
1 +1'leme
·
671 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.