Gönderi

Etkileyici
10/10
·408 syf.··
2024 30. kitabı
Herkese Merhaba, Bugün pek harika bir kitapla karşınızdayım,önemli dipnotları ve konusuyla hem dönemin sosyolojik ve psikolojik sorunlarına değinip, hem de Sabahattin Ali’nin hayatını ele alan bir roman bu. Sabahattin Ali,kendini gerçekleştirmek adına çıktığı bir yolculukta yaşanan olaylar silsilesini okuyoruz. İnanılmaz akıcı bir üsluba sahip.Asla sıkılmayacağınız %100 önereceğim bir roman kendileri. Böyle güzel bir eseri bize sunduğu için yazara teşekkür ederim. Başlıca bazı kesitleri aktaracağım,zira inceleme destana dönüşecek. 1928’in Aralık ayı ve çetin bir kış.. Sirkeci Garı’nda Sabahattin ve onu yolculayan arkadaşları. Almanya’ya uzun süren ve soğuk bir yolculuk sonrası nihayet varır. Almanya’da öğrenim hayatı başlamıştır, Sabahattin Ali’nin. Hateketli ve verimli bir dönemin içindeydi artık.Bir de trende birlikte yılculuk yaptığı,adına hoşlanma denirse hoşlandığı “Melahat” ile bir bağ kurar. Hatta bir yerde aralarında şöyle bir konuşma geçiyor,o çok etkiledi beni; Melahat ona kitap yazmasını söylüyor.O da diyor ki; “ yazacağım ama çok erken” “ şimdi okuyup çok görerek biriktirmem lazım.” Şu,okura olan saygısına bakar mısınız? Yazmak böyle bir şeydi işte.Donanımını kuşanmadan, bilgi denizinde boğulmadan yazılmazdı. Ancak şimdi her alfabe bilen,kitap yazar oldu. Ha bir de yapayzekamız var…Neyse ki pirinç gibi ayıklıyoruz iyileri. Birde böyle tarihi notlar okuduğum romanlarda aşırı hoşuma gidiyor. Öğrenmeyi çok seviyorum. Mesela; 1929 yılı Almanya’sında büyük harpten hezimetle çıkan Almanlar bu durumun getirdiği sonuçları kabullenemiyor ve ekonomi gittikçe dibe vuruyordu. Artık ağır stratejik silah kullanamayacakları bir Antlaşmaya imza atmışlardı. İşsizlik ve ekonomik krizin ayyuka çıktığı bu dönem “ 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı” olarak tanımlanmaktadır. Haliyle Alman halkı gençleri yabancılara,özellikle milli olmayan ne varsa düşman belliyor ve öfke kusuyorlardı. Sabahattin’de bundan nasiplenecekti. Bir Alman genç “ bu parazit Türkleri burdan kovmalı” diyor ve Sabahattin durur mu? Yapıştırıyor cevabı (burası çok hoşuma gitti nedense) “ Biz sizin hükümetinize hükümetimiz tarafından verilen parayla okuyoruz ,sözlerini geri al! diyor. Ve dananın kuyruğu kopuyor. Ama tabii bu Sebahattinin asla yararına bir hamle değildi,her ne kadar haklı olsada. İşte böyle bir dönemde Almanya’da yaşamanın zorluğuyla başetmeyr çalışırken,aynı zamanda hem öğrenimini tamamlamaya hemde yazmak için bilgi birikimi yapmaya devam ediyordu,ama pek uzun sürmeyecekti. Lafı fazla dolandırmadan özeten; Kendi ideolojisini savunan Sabahattin Ali’nin ,hatta dönemin yazarlarının sorunsalıydı; her yazdıkları,her söylediklerinin direnişçi bie propaganda olduğu. Ve derhal hapishanenin yolunu tutarlardı. Sebebini dahi bilmeden,yazmış olduğu kitapta, kendi ideoloji ve inançlarına,gelenek- göreneklerine uymadığı için yasaklatılıp,cezalandırılmasını anlayamıyordu bir türlü… Aslında onun ve halkın layık olduğu yaşama biçiminin;huzurlu,refah seviyesi yüksek,kimseye karışmadan,her kurşunun önüne atılmadan,sakin bir hayat,adaletli bir hayat istemişti. Çok mu istemişti? Haksızlığa karşı çıkmak, ne zamandan beri komünizm olmuş?! Öyleyse bunun aksine boyun eğenlerin adı nedir?! Sırf, kendi ideolojilerine uymadığı ve tahtını sallayacağı düşüncesi ile koltuk sevdalılarının kurbanı olması hiç adil değildi. İnsan, düşüncelerini korkmadan dile getirebileceği bir dünya ister!
Yeşil MürekkepOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,6bin okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.