Loresima'nın Gökçen kitabı, aslında bir kitap olmamalıymış. Bu tür hikayeler daha çok internet platformlarında hızla tüketilen gençlere hitap eden eserler ve kitaba dönüştürülmeleri doğru değil. Gökçen, hızlı bir şekilde yazılmış ve sosyal medya okurlarına hitap eden bir hikaye gibi kalmış. Kitap olarak basıldığında, anlatım tarzı ve olay örgüsü okuru içine çekmeyi başaramıyor, aksine çoğu bölümde tamamen zorlanarak okudum.
Sosyal medya şakalarından başlamak istiyorum önce. Bu şakalar edebi şeyler değil. Evet genellike tiktok, Instagram şakaları komik ve eğlenceli ama bir kitaba koyulduğunda kitabın yüzeyselliğini arttırıyor. Özellikle bence milli duyguları ifade edilmesi gereken bir kitapta böyle şakalar kitabı öyle yerin dibine sokuyor ki. Ben yazar adına utandım. Yani bari kitaba dönüştürürken çıkarılsaydı bu şakalar çok çok çok kötü.
Kitabın rahatsız edici yanlarından biri de, mezhep üzerinden yapılan flört esprisi. Mizah yaratmak amacıyla yazıldığı belli olsa da, bu tür hassas bir konu üzerinden şaka yapmak oldukça yanlış bir yaklaşım. Mezhep gibi derin bir konu, eğlencelik bir espri unsuru olarak kullanılmamalı. Bu espri sadece rahatsız edici olmakla kalmıyor, aynı zamanda kitabın ciddiyetini zayıflatıp, onu daha basitleştirmiş. Gerçekten komik olacağı yerde, çok daha yüzeysel bir etki yaratmış.
Kitabın yazım dili, maalesef ciddi anlamda sıkıntılı. Anlatım tarzı çok basit, dağınık ve düzensiz. Özellikle duygu yoğunluğu ve karakterlerin iç dünyalarını yansıtma konusunda oldukça zayıf kalıyor. Yazar, okura ne hissettirmeye çalıştığına dair belirgin bir iz bırakmak yerine, genellikle bir şeyler anlatmaya çalışırken gereksiz yere karmaşık ve yapay bir dil kullanıyor. Bu da kitaptaki genel atmosferi oldukça soğuk ve mekanik kılıyor.
Diyaloglar da doğal değil, yapay ve genellikle zorlamayla yazılmış gibi hissediliyor. Karakterler arasında geçen konuşmalar gerçek hayatta duyabileceğiniz bir dil değil, sanki yazar her an "ilginç" bir şeyler yazmaya çalışıyor ama buna odaklanırken karakterlerin konuşmalarını derinlikli bir şekilde kurmak yerine, sadece öyküyü ilerletmeye çalışıyor. Kitap, yazım dili konusunda çok daha dikkatli bir yaklaşım gerektiren bir eser.
Geçmişe dönüş sahneleri ise kitaptaki diğer büyük eksikliklerden biri. Bir hikayeye derinlik katma amacı taşıyan bu sahneler, tamamen yapay ve düzensiz bir şekilde işlenmiş. Geçişler o kadar aceleye getirilmiş ki, okuyucu sürekli olarak ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Bir anda geçmişe gidiliyor, sonra hızla geleceğe dönülüyor, ama bu geçişlerin hiçbirinde bir anlam bütünlüğü yok. Her şey aceleye getirilmiş gibi ve bu da okurun kafasını karıştırıyor. Eğer bu sahneler daha dikkatli bir şekilde işlenmiş olsaydı, çok daha başarılı olabilirdi.
Kitapta milli duyguları sömürülmüş bu çok açık. Zaten çoğu askeri kitapta olan bir şey olduğu için bunun üzerinde çok durmayacağım ama bu duygu başlarda iyi yansıtılmışken, duygusal bir şekilde ilerlerken kitap ilerledikçe saçma sapan bir hâl alıyor.
Dini şakalar saygısızcaydı. Komik bulanlar olabilir umarım eğlenmişlerdir ben rahatsız oldum.
Kitaptaki karakterler de oldukça yüzeysel. Ana karakterin ruh hali sürekli olarak değişiyor. Bir anda cesur ve özgüvenli, sonra hiçbir sebep yokken tamamen duygusal ve kararsız hale geliyor. Bu tutarsızlık, karakterle bağ kurmayı imkansız hale getiriyor. Diğer karakterlerin ilişkileri de yüzeysel ve klişe. Diyaloglar doğal değil, sanki bir tiyatro oyunundaki replikler gibi. Bazen gerçek hayatta duyabileceğiniz şeyler değil, tamamen hikayeye uydurulmuş yapay cümleler gibi duruyor.
Ana karakter çocuk gibi, bu bir sorun. Kitaba eğlence katıyor olabilir ama daha çok rahatsız edici buldum ben.
Küfür ve argo kullanımı da kitaptaki diğer büyük problemlerden biri. Küfürlü dil, bazen bir hikayeye gerçekçilik katabilir ama burada aşırıya kaçmış. Küfürler, karakterlerin kimliklerini oluşturmak yerine sadece dikkat çekmeye yönelik kullanılmış gibi görünüyor. Bu da, hikayenin ciddiyetine ve etkileyiciliğine zarar vermiş. Argo kullanımının doğru yerlerde ve doğru dozda yapılması gerektiği göz ardı edilmiş.
Kitapta, bir feminist olan kızın erkek seçimlerinden dolayı "sen artık feminist değilsin, hani feministtin?" gibi bir yorum alması da çok garip. Ve bu yorumu yapan bir erkek. Feminizmin ne olduğunu bir erkek belirliyor zaten! Bu yaklaşım, feminizmi ve kadın haklarını küçümsemek anlamına geliyor. Bir de sevgilisi ile bir süre görüştürmüyor falan. çok komikmiş çok güldük.
Ay bir de kızı babası terk etmiş, kitapta sürekli bunun altı çiziliyor. Sanki babası terk ettiği için feminist olmuş, baba sorunları yüzünden feminizmi seçmiş gibi HADSİZ bir algı var kitapta sinir krizi geçirdim.
Feminist kızın sevgilisi (adını hatırlamadigim için böyle hitap ediyorum) kıza "seni zaten baban bile terk etmiş." gibi iğrenç bir imada bulunuyordu galiba bu cümleyi kurmamış olabilir ama kızı babasından vurduğunu çok net hatırlıyorum.
Ayrıca, kitabın dilindeki dini ögelerin şaka amaçlı kullanılması inanılmaz rahatsız edici. Dini unsurların sadece şaka malzemesi gibi kullanılması, o kadar önemli bir konuya saygısızlık olur.
Bu biraz politik bir yorum olacak ama, kitapta ismi geçen Nihal Atsız'ın da yanlış bir şekilde yansıtıldığını söylemek gerek. Tarihteki Nihal Atsız, Osmanlı'nın devamını isteyen, muhafazakar bir figürdü. Ama kitaptaki yansıması, onu tam tersine cumhuriyetçi ve kemalist bir karakter gibi gösteriyor. Bu büyük bir tarihsel hata ve yazarın, karakterin kimliğine dair derin bir bilgi eksikliğini gözler önüne seriyor. Mesela Nihal Atsız "Kemalizm batı özentiliğidir." demiş birisi. Edebiyat dersi de mi görmediniz? Bu adamı sanki Cumhuriyet sevdalısıymış gibi göstermek ne demek?
Kitapta yer alan cinsel sahne ise tamamen gerçeklikten uzak ve ütopik. Arabada seks yapmanın arabaya zarar vermesi gibi bir durum mümkün değil. Bu sadece bir hayal ürünü ve kitabın inandırıcılığını tamamen kaybettiriyor. Ayrıca, milli duyguların suistimal edilmesi de rahatsız edici. Kitabın başlarında duygusal şeyler okurken, ilerleyen bölümlerde bunlar tamamen saçmalamış.
Bir de kadın askerin düşük yapıp embriyosunu kavanoza koyup gömmesi (????????) inanılmaz derecede duygu sömürüsü gibi ve çok yanlış bir tercih. Bu sahne de gereksiz ve tamamen dramayı manipüle etmek amacıyla yazılmış.
Kitapta evlenmek için ablalarının evlenmesi gereken biri vardı orayı hiç anlamadım eminim Türkiye'de böyle bir geleneği uygulayan bir yer vardır tabi ama o kadar açıklanmamış ki bu durum "ne alaka" oluyorsunuz okurken.
.son olarak Gökçen kitabındaki feminist kızın abisi gerçekten rahatsız edici bir karakter. Özellikle, abisinin sürekli olarak koruyucu ve baskıcı tutumu, karakterin katı ataerkil anlayışını pekiştiriyor. Kitapta abisi, adeta “büyük erkek” rolüne bürünmüş, ve kardeşine karşı sergilediği davranışlar genelde rahatsız edici. Onun tavırları, tam anlamıyla romantize edilmiş bir şekilde sunulmuş. Kitaptaki bu karakterin sürekli olarak kötü yanları göz ardı edilip, onun "iyi niyetli" halleri vurgulanıyor, fakat gerçekte, abisinin tavırları bir o kadar baskıcı ve ataerkil. Bu durum, kitabın aslında feminist bir bakış açısını savunmaya çalışan ama bunu karakterler üzerinden ne yazık ki çelişkili bir şekilde sunan bir eser olduğunu gösteriyor.
Mesela 21 yaşındaki bir kızın sevgilisi olduğu için eve kapatılması ne kadar normal? Bu bazı kültürlerde olan bir şey evet ama bu durumu ne diye romantize edip komikmiş gibi gösteriyorsunuz? Bir de diğer kadınlar moral olsun diye yanına gidiyorlar kızın komik mi bu ya.
Kitapta feminist kızın abisinin romantize edilmesi, çoğu okurun bu tür davranışları normalleştirmesine ve bunun aslında oldukça sorunlu bir durum olduğunun farkına varamamasına sebep olacak. Gerçek hayatta, bir abinin bu kadar koruyucu ve müdahaleci olması, romantize edilemeyecek kadar ciddi bir meseledir. Ancak bu, Gökçen’de “abisi sadece koruyor, takıntılı değil” gibi bir algı yaratılıyor. Hatta bu genç yaştaki okurların hoşuna gitmiş ama bu normal bir durum değil.Bu, kitapta ciddi bir problem yaratıyor. Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim adamın karısına davranış şekli çok ataerkil ve çirkin. Karısına romantik davrandığı kısımlar da var (Allah razı olsun) ama genel olarak öfkesini kontrol edemeyip kadına sürekli bağıran birisi ve kadın sürekli bunu alttan alıyor bu sevgi değil istismar.
Tüm bu nedenlerle Gökçen, aslında internet ortamında popülerlik kazanabilecek bir hikaye olarak kalmalıydı. Kitap olarak basıldığında, özellikle daha olgun okurlar için büyük bir hayal kırıklığına yol açıyor. Eğer yazar, karakterlere daha derin bir yaklaşım geliştirse, geçmişe dönüş sahnelerini daha düzgün bir şekilde işleseydi ve daha duyarlı bir mizah dili kullanmış olsaydı, çok daha başarılı olabilirdi. Ama şu haliyle, Gökçen kitabı, basılı kitap olmaktan çok uzak bir hikaye ve keşke internet ortamında kalsaydı.
Yazar sosyal medya da ne popülerse kopyala yapıştır gibi her şeyden az az eklemiş ve çok utanç verici durmuş kitapta
Tekrardan söylüyorum ben Wattpad ortamında yazılmış kitapları aşağılayan biri değilim. Güzel yazılmış kitaplar da okudum. O yüzden bu kitabı*Wattpad* kitabı olması yönünden vurmamaya çalıştım. Sadece özetle, kitap küçük yaştakilerin eğlenceli bulabileceği bir kitap o kadar. Edebi değeri hiç yok. Yazarın diğer kitabında da karakter tek eliyle dana mı ne kaldırmış zaten. Umarım yazar kendini geliştirir, ya da en azından bu kitabı okuyan küçük yaştaki çocuklar bu kitap sayesinde okuma alışkanlığı falan kazanır.