Genel olarak kitaptan keyif alarak okudum ve tam da söylendiği kadar vardı, kalbimi kırdı. Hatta kırmak ile kalmayıp üstüne çıkıp tepindi. Duygusal olarak çok sert bir yerden vurdu, bu kadarını kesinlikle beklemiyordum. Acaba kurgu değil miiiiiiiii? Bazı detaylar öyle derinden etkiledi ki sürekli yaşanmış bir hikayemi diye merak ettim. Kolay kolay ağlamam ama bu kitapta bir kısım vardı ki ağladım yani, tutamadım artık kendimi;(
O tutsaklık olayı ve ikilinin içsel olarak düşüncelerini okumak vee bence en önemlisi geçmişteki olayların yazıldığı kısımlar. Çünkü ben geçmiş-günümüz olayına bayılan bir okurum. Gelelim karakterlere. Dean, onu anlamamışım meğerrrrrr :( benim tatlı Dean'ımmm. Ayyy neler çektiler yaa. Onun ağzından okuduğumuz kısımları okurken içtenliği ile beni kendine aşık etti, o arada kalma kısımlarında haksızlık yapmamak istemesi aayyyy benim pamuk kalpli erkeğim.
Ve Cora, ona çok kızdım çünkü kitabın başında ergen gibi davranmasına sinir olsam da tutsaklık olayından sonra o ağır psikolojiden çıkamaması ve kendine yaptıkları için üzüldüm. Yazarın kalemini bu kısımlarda çok başarılı buldum çünkü o travma olayını çok çok iyi yazmış. Yani bir insanin başından böylesine iğrenç bir tutsaklık geçirirse ne yaşar, kadın şak şak yazmış.
Kitap çok akıcı, merak duygusunun bir an bile düşmediği bir tempo ile ilerliyor. Tetikleyici unsurları beni rahatsız etmedi zaten tv de daha beterilerini görmüyor muyuz?
Ve çevirisi, bence en önemli noktalardan biri buydu, aktı gitti resmenn. Yazardan okuma yapmak isteyenleri bu tarafa alalım.