Yazarın sürükleyici üslubu ve kaleminin edebi gücü zaten tartışmasız çok başarılı ama bu kurgu bir başkaydı. Cinayet romanı gibi başlayan ama karakterlerin psikolojik tahlillerinin başarısından dolayı klasik polisiyenin dışına çıkıp geçmişle hesaplaşmanın, duygu ve duysuzluğun, aşkın ve ihanetin, unutmak isteyip unutamadıklarımızın hayatımızı nasıl kontrol altına aldığını sunan müthiş bir eser.
Ahmet Arslan, İstanbul'a iki saat uzaklıkta sessiz sakin bir kasabada, insanlardan uzak, münzevi bir emekli hayatı yaşamaktadır. Henüz 10 yaşındayken ailesini bir trafik kazasında kaybeden Ahmet Bey'in insanlardan uzak durmak için geçerli nedenleri vardır. Bir gün kasabada bir cinayet işlenir ve cinayeti araştırmak üzere bölgeye gelen gazeteci bir kız onunla röportaj yapmak ister. O zamana kadar herkesten uzak duran Ahmet Bey, bu gazeteci kızla kendi rutinlerinin dışına çıkar. Artık hikâye katilin kim olduğunu bulmaktan çok Ahmet ve Mehmet adlı kardeşlere odaklanır. Asla tahmin
edemeyeceğiz sonla uzun süre aklınızdan çıkmayacak bir eser.