9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 129. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2024 11:43
Herkese Merhaba Bugün sizlere Furkan Can Arslan kaleminden Aslan’ın İni kitabının yorumu ile geldim Aralık ayının ilk kitabı 2024 yılı basımlı 206 sayfalık bir kitap  "Hayat herkese farklı senaryolar veriyor ve isteseler de istemeseler de oynamalarını sağlıyordu." Aslan Korkmaz. Herkes ailesinin eseriydi. İyisiyle kötüsüyle. Hayatında tanık olduğu ilk kavgada sadece üç yaşındaydı. Sonrasında annesi bırakıp gitmiş, babası ise sırra kadem basmış, o da yetimhaneye verilmişti. "Küçük yaşta kimsesiz kaldıysanız ve sizi sizden başka koruyacak kimse yoksa iki yolunuz var demektir. Ya ezen olursunuz ya ezilen. Ben ezen olmayı seçtim." Sekiz yaşında arkadaşları ile oyun oynarken bir çocuğa zarar vermiş ve ceza almıştı, olaydan iki gün sonra yetimhaneden kaçmış. On üç yaşında kendisini bir sokak arasında öfke nöbeti geçirirken bulmuşlar ve kaçtığı yetimhaneye geri gelmişti. Pedagog eşliğinde olaysız iki yıl geçirmiş. On beş yaşında ise bu kaçışlar her gece olur ama sabah erken saatlerde tekrar yurda geri dönermiş. Aslan'ın tek olumlu yönü sevdiği bir kitabı bitirene kadar başından ayrılmamasıymış. Bir de klasik müzik ile oturup göğü seyretmek. Yaşı on sekizine geldiğinde yetimhaneden ayrılmış. Çeşitli işlerde kısa süreli de olsa çalışmış. "Aklımdan çıkaramadığım görüntüler, kulaklarımdan silemediğim sesler var." Uyku. Onun için bir kaçıştı. Bedenindeki, aklındaki derin yaralardan kısa bir kaçış. Ailesi olmasa da canını emanet edebileceği birkaç arkadaşı olmuş. Şam, Hâkim ve Efsun. Aslan'ı kötü alışkanlıklardan uzak tutan kişiydi Şam. Hâkim ise başına ne gelirse gelsin her daim onu koruyandı. Efsun ise hayatı güzel gören biraz da romantik biriydi. Peki gerçekten Aslan bu arkadaşlara sahip miydi? yoksa zaten onlar Aslan'ın bir yansıması mıydı? "Bu dünyada yaptığım hiçbir şey yararıma olmadı ki." Ve bir gece şiddet gören bir kadını savunmak için yardım etse de tabi ki suçlu bulunmuş hatta kadın adam yerine Aslan'dan şikayetçi olunca hapis yolları görünmüştü. Hapiste kaldığı süre zarfında hapishane müdürü Aslan'ın davranışları sonucunda akıl hastanesine yatmasına yönelik dilekçe vermiş ve kabul edilmişti. "Hayır yapma, ne olur yapma, beni bu dünyada sensiz ve yalnız bırakma." Melek Direnir. Edebiyata hayran olan annesi koymuştu bu adı ona. Romanlarla şiirlerle büyüdüğü için Edebiyat okumak istiyordu. Abisi ise savaş öyküleriyle büyüyüp asker olmak istemiş öyle de olmuştu. Kıdemli Üsteğmen Timur Direnir. Aile bağı çok kuvvetli olsa da bir anda dağılan bir aile, travma sonrası stres bozukluğu teşhisi ile intihar eden bir ağabeyi sonucu Edebiyat değil Psikoloji okumuştu Melek. Bu intihar olayı nasıl, neden gerçekleşmişti bilmiyor ama burnuna pis kokular geliyordu. Bu işin peşini bırakmayacaktı. Üstelik Aslan'ın getirildiği akıl hastanesinde psikologdu. Bu bir tesadüf olabilir miydi? "Şimdi aradan yıllar geçmiş, yıllarca hayatını mahveden geçmişi yine önüne çıkmıştı. Geçmişiyle savaşan Aslan geleceğe umutsuzca bakıyor ama geleceğe adım atmayı da gönülden istiyordu." Geçmişin yaraları geleceğin inşası için dağ evinde başlayan seanslar silahlı birtakım adamlar ile bölünecekti. Bir hasta ve bir doktordan silahlı adamlar ne istiyor olabilirdi? Aslan ve Melek ortak noktaları neydi? Kader mi, şans mı yoksa bir planın içinde mi yer alıyorlardı? Yıllarca gizli kalmış sırlar, kapanmayan yaralar, gün yüzüne çıkmayı bekleyen gerçekler, yaralara kabuk olacak bir aşk... Hem hüznün hem de umudun yer aldığı, sevginin iyileştirici yönünü, geçmişin yükünü atıp onunla yüzleşmeyi ana tema edinen, macera, aksiyon, psikoloji ve birazda aşk ile harmanlanmış muazzam bir kurguya!, sade akıcı dile sahip bir kitaptı. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Aslan’ın İniFurkan Can Arslan · Çimke Yayınevi · 202429 okunma
·
111 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kanımı çekti resmen bu kitap okumalıyım