Stanley Yelnats (adı ve soyadı hem düz hem de tersten aynıdır) büyük büyük babasından beridir ailesinin peşini bırakmayan bir lanettep muzdarip bir çocuk. Büyük büyük babası, bir çingeneye verdiği sözü tutmadığı için lanetlenmiştir, o günden beri aileden kimsenin işi rast gitmemiştir. Dolayısıyla Stanley Yelnats da yanlış zamanda yanlış yerde bulunarak işlemediği bir suç yüzünden tutuklanmıştır. Bu suç, ünlü bir beyzbol oyuncusunun ayakkabısını çalmasıdır. Hâkim ona, “Ya cezaevi, ya Yeşil Göl Kampı,” der. O da Yeşil Göl Kampı’nı seçmiştir.
Yeşil Göl Kampında eskiden çok büyük bir göl olsa da artık o göl yoktur yerine kurak bir arazi vardır. Arazide sadece iki meşe ağacı, arasında bir hamak ve kulübe bulunur. Bu kamp kötü çocuklara özel bir kamptır. “Kötü bir çocuğu alıp her gün sıcak güneşin altında çukur kazdırırsanız, bu onu iyi bir çocuğa dönüştürür.” derler burası için. Kampta birçok çocuk vardır, Stanley de kendilerini bu çocukların arasına kabul ettirmeye çalışır. Herkesin bir lakabı vardır ayrıca kampta. Mıknatıs, X-Işını, Koltukaltı, Zikzak, Kalamar, Sıfır. Stanley’in lakabı da Mağara Adamı olur. Sıfır ile bu kampta, kamptan sonra birçok olay yaşarlar. Kertenkelelerin, soğanların, “Foşurtu”nun olaya dahil olmasıyla roman mutlu son ile biter.
Ayrıca belirtmem gerekir ki kitap hem günümüz hem de geçmişi anlatıyor. Yani aslında içinde iki öykü var. Birisi Stanley’in öyküsü diğeri de geçmişte Yeşil Göl Kasabasında yaşayan öğretmen Kate Barlow ve soğan satan Sam’in öyküsü. Ve bu iki öykü de birbiriyle bağlantılı. Kitabı okudukça bu hikayenin düğümlerini de çözmeye başlıyorsunuz. Çözdükçe de kitaptan daha keyif alır hale geliyorsunuz. Kitap ayrıca sinema filmine de uyarlanmış. Kitabı okuduktan sonra filmi de izlemenizi tavsiye ederim.
ÇukurlarLouis Sachar