kendim için not.
sonsözde yazar ''bu kitap günümüzün gündelikliğe teslim olmuş okurunda evren karlısındaki çocuksu hayranlığı yeniden uyandırabilmişse vazifesini yerine getirmiş sayılmalıdır.'' diyor. kitabın henüz ilk bölümünü okurken tura'nın konu seçimi beni şaşırtmış ve kendine hayran bırakmıştı. o yüzden vazifesini yerine getirmiş diyebiliriz fakat ben bu hayreti yeniyetme bir psikoloji öğrencisi olarak edindiğim neredeyse her bilgide yaşıyorum. yani kitabın değeri (haddime olmasa da) okurdan mı kaynaklı yoksa yazardan mı, yoksa metnin kendisinden mi kaynaklı karar vermek zor.
ŞEYH VE AYNA
ilk yazıda tura, cemal kafadar'ın kim var imiş biz burada yoğ iken'indeki üsküplü asiye hatun'un şeyhine yazdığı mektuplarından yola çıkarak asiye hatun'u psikanalitik açıdan inceliyor. psikanalitik terapide atmosferi belirleyen üç temel kuralı anlatıyor: isimsizlik (analist hakkında kişisel bilgiye sahip olmama), perhiz (analiz edileni dürtüsel tatminden mahrum bırakma) ve yansızlık (dürtüler ve savunmalar arasında tarafsız kalması).
narsisistik durumlar için iki kendilik nesnesi aktarımı tanımlıyor: idealleştirme ve ayna aktarımı. idealleştirmeye göre asiye hatun şeyhini yüceltmiş, idealleştirmiş, onun tarafından takdir edilmeyi, onaylanmayı beklemiştir. bu sayede asiye hatun kendisini o yüce varlığın bir parçası, uzantısı olarak görecek ve dolayısıyla onun mertebesine yükselecek, bu sayede kendilik saygısını ayakta tutacaktır. ikinci ve daha gerilemeli aktarıma göre analisti analiz edilene hayran ve onu olumlayan taraf olarak görür.
asiye hatun yaralanmış olsa da iç bütünlüğünü korumaya yönelik pekiştirilmiş bir kendiliğe sahiptir bu sebeple yazar öncelikle narsisistik yönden incelemeyi, ikinci düzeyde oidipal yönleriyle ele almayı uygun görmüş.
erişkin ruhsal örgütlenmeye sahip olmayan çocukların gerçekleştiremediği ruhsal görevleri anne babanın üstlendiğinden, dolayısıyla ebeveynlerin ''kendilik nesnesi'' olduklarından bahsediyor. yani anne baba kimliği dışarıdan tamamlayan yapılardır.
eğer anne bu dışarıdan tamamlama görevini yani ayna tutuculuğu işlevini yerine getirirse çocuk bunları içselleştirebilecek ve kendine güven duygusu giderek daha az dışa bağımlı hale gelecektir. kendiliğin temel ihtiraslarla ilgili kutbu yeterince gelişmiş demektir. tam tersi senaryoda içselleştiremediği ruhsal yapıları telafi edecek kendilik nesnelerinin dış desteğine gereksinim duyacaktır ki bu kişi kolay zedelenir, alıngan ve güvensizdir.
kendiliğin iki kutbunu ihtiraslar ve idealler olarak ikiye ayırıyoruz. ihtiraslar teşhirci arkaik kendilikten gelir, kısa zamanda doyum alıp üstünlük sağlamaya yöneliktir. oysa idealler idealleştirilmiş anne baba imagolarından kaynaklanır ve uzun vadeli hedefleri gösterir. idealler sakinleştirirken ihtiraslar ruhsal gerilimi artırır.
asiye hatun'un sipahiyle evlenmekten bu kadar şiddetle kaçınıp rüyasında şeyhiyle evlenişini de yazar şöyle açıklıyor: eşiti ve yaşıtı bir erkeğin sırf erkek olmasından kaynaklanan egemenliğini kabul edemediği için bu egemenliği akılcılaştırarak kabul edebileceği erkeklere; özellikle yaş, bilgi veya özellikle sosyal mevki ve statü bakımından kendinden üstün (baba muadili) erkeğe yöneliş. sipahi ile arasında bir ''yarış'' durumu ortaya çıkacaktır fakat şeyhiyle olursa onun yüceliğinden bir ısırık da asiye hatun'un payına düşecektir.
asiye hatun'un benlik bütünlüğünü narsisistik açıdan incelemenin doğru yol olduğunu tekrar anlamış oluyoruz.