Bu kitabı okurken bir çok bildiğimiz bilgilerin ve bize dayatılan tarihin yanlış ve yanlı yönlerini de farkedeceksiniz.İnsanlığın Hz.Adem den başlayıp nasıl medeniyetler geliştirdiğine şahitlik edeceksiniz.Bizden önce çok daha ileri seviyede ve bilgi de medeniyetler olduğunu tarihin kalıntılarıyla göreceksiniz.
Yazarın her medeniyeti kendi için de sanki o medeniyetin bir ferdi gibi, kültürünü,düşünce yapısını size sunması da ayrı bir güzellik.
Kitabın başka bir güzel yanı ise o dönemin öne çıkan şair,yazarlarının veya din adamlarının yazdığı eserleri bölüm aralarında vermesi. Taş levhalara kazınan yazının kitap sayfalarında parlaması..
Kitabın sonuna doğru geldiğimiz de bir çok medeniyet hakkında fikir sahibi olmamız da ayrı bir yön..
Yazar kitabını bitirirken Batının bilim ve teknikte ki gelişimlerini aşamalı olarak,yüzyıllara yayarak anlatıyor. Daha sonrasında Batı hegomanyasının çıkmazlarından bahsediyor..Bu gelişimin geldiği aşama olarak bilginin,bilgeliğe dönüşmemesinin insanı getirdiği aşamaya değiniyor.
En son bölüm de insanın medeniyetler arası yolculuğunu eşiklendiriyor.;"Birinci eşik, insanın aletle doğuşu oldu. İkincisi,tarımla birlikte medeniyetin fışkırmasıydı. Üçüncüsü ise,maddenin göbeğindeki atomla ve hayatın kalbindeki genlerle oynama eşiğidir.Bundan böyle insan, bütün önceki fetihlerini silip atma güç ve kudretine ermiş bulunuyor. Genlerle oynamak suretiyle,insanı, aleti keşfinden önceki dönemine, hayvanlık dönemine döndürebilecek teknik güce sahip. Atomla oynayarak 6.000 yıllık medeniyetin bütün izlerini ortadan kaldırmanın, hatta yeryüzündeki her türlü hayat izini yok etmenin teknik gücüne de sahip."
Bu eşiklerden nasıl geçeceğimiz bizim çağımızın sonunu belirleyecek diye anlatıyor yazar ve çözüm olarak bu problemleri ,bütün dünya kültürleri arasında hakiki bir medeniyetler diyaloğu gerçekleştirerek çözebileceğimizi söylüyor.
Hakiki diyaloğun ise herkesin başlangıçta başkasından öğreneceği şeyler olduğunu kabul etmesiyle olacağını da ekliyor.. İnsanlığın Medeniyet DestanıGümüşi Sukut