Kişisel gelişim kitaplarının ya da farkındalık koçlarının işe yarayıp yaramadığı veya faydalı olup olmadığını çok tartışırız ama zararlı olabileceği hiç aklımıza gelmez. Nasıl bir zarar derseniz, şöyle ki, içindeki beni keşfeden kişinin içinden ne çıkacağı hiç belli olmaz. Yazar böyle farklı bir bakış açısıyla yola çıkmış; kişisel gelişim ve suç türünü, kara mizahla dengelemiş. Ve bunu büyük bir ustalıkla yapmış. Hem bu kadar farkındalıklı ve mantıklı olup da bu kadar absürt bir kurgu çıkarmak kolay olmasa gerek.
Ana karakterimiz Björn bir ağır ceza avukatı. Mafya patronunun avukatlığını yapıyor ve işinde de çok iyi. Tabi bu iş zor koşulları ve yoğun stresi de beraberinde getiriyor. Yasalarda birçok boşluk olması ve Björn ün manipülasyon kabiliyeti ile her şeyi kılıfına uydurması iyi ama suç ile bu kadar yakın olmak da yıpratıcı. Haliyle bu durum evliliğine yansıyor. Eşinden ziyade küçük kızının mutluluğu için Björn eşinin önerisini dinleyip farkındalık koçu ile görüşmeye başlıyor. Öncesinde hiçbir beklentisi olmasa da tüm bu farkındalık egzersizlerini zor durumları çözmek için kullanabildiğini farkettikçe kendindeki büyük potansiyele ulaşıyor. Adam sonunda çığrından çıktı mı dersiniz yoksa nihayet kendini buldu mu dersiniz bilmem ama farkındalığı tam anlamıyla özümsediği bir gerçek.
Önce seri olduğunu bilmediğim için sonu nasıl bağlanacak diye merakla okudum. Ama artık Björn'ün maceraları nasıl devam ediyor diye merak ediyorum açıkçası. Ben kitabı okurken çok eğlendim ki kitaptan beklentiniz de klasik bir polisiye okumak olmamalı. Katili bulacağım, gerim gerim gerileceğim kurgusu değil bu. Ne bulacağınızı bilerek başlarsanız çok keyif alacağınızı düşünüyorum.