Son zamanlarda okuduğum en iyi fantastik evrene sahip bu güzelliğin yorumu ile geldim Serinin ilk kitabı ve çıkışı duyurulduğunda konusundan etkilenmiştim ama cidden o kadar kalın olduğunu görünce de gözüm korkmuştu Sona sakladım fakat şaka gibi bir şekilde 640 sayfayı iki günde okudum Çok beğendim. Her kesime hitap ediyor. Kesinlikle çok kapsamlı bir evren yaratılmış ve kurgu ince ince işlenmiş. Baştan sona kadar sürüklüyor sizi. Zaten evrenin, ortamların ve çok çeşitli ırkların tasvirlerini o kadar iyi betimlemişki resmen kafamda filmini izlemiş gibiyim. Konu itibariyle çok değişikti diyemeyeceğim ama çok ustaca işlenmişti. Yazarın kalemini tebrik ediyorum Devamını da sabırsızlıkla bekliyorum çünkü çok fena şeyler olacak hissediyorum
.
Konudan bahsedeyim biraz. Kızımız Elloren küçük yaşta annesi ve babasını kaybetmiş. İki erkek kardeşi ile birlikte amcaları tarafından dünyadan habersiz ve uzak bir yerde izole bir şekilde büyütülmüşler. Büyücüler olarak bilinen Gardnerya soyunun en önemli ailesinden olan Elloren, gelmiş geçmiş en güçlü Karanlık Cadı olan büyükannesinin yerini alacağı düşünülüyor. Ve bu yeni Karanlık Cadı ile ilgili olan kehaneti gerçekleştirecek kişi olacaktır. Büyükannesine ikizi gibi benzemesine rağmen büyü gücü yoktur. Sözde asa testine tutulsa da hiçbir güç göstermez. 17 yaşına geldiğinde yüksek büyücü konseyinin önemli bir üyesi olan halası onu almaya gelir üstelikte onun bir an önce biri ile büyü-bağ ile bağlanmasını ister. Orada kızlar belli bir yaşa gelince ailelerinin uygun gördüğü bir erkek ile büyü-bağ gerçekleştirip sonsuza kadar birbirlerine bağlı kalıyorlar. Fakat amcası buna müsaade etmez. Onun üniversiteye gitmesine karar verir. Ve büyü-bağ için beklemesini ister. Halası mecburen kabul etse de Elloren’i yanına aldığında ikna edeceğini düşünür. Çünkü aklında çok önemli birinin çok güçlü bir oğlu olan Lucas vardır ve onunla Elloren’i bağlamak ister.
Kızımız amcasına verdiği söz sebebiyle bunu hemen kabul etmez ama Lucas’tan da etkilenir. Lucas ise bu bağlanmaya dünden razı gibidir fakat tek sorun bu değildir. Lucas ile bağlanmayı kafasına takmış bir büyücü daha var ve o kadar güçlüdür ki gelecekteki Karanlık Cadı olma yolundaki en büyük adaydır. Fallon, Lukas’ı kaptırmaya niyetli değildir ve Elloren’a akademiyi zehir etmeye kararlıdır. Üstüne bağı hemen kabul etmediği için halası onu okulda türlü eziyetler göreceği ayarlamalar yapar ve bağı kabul edene kadar da onu sınamaya devam eder. Elloren ise bu hayattan habersiz büyüdüğü için şaşkın ve çaresizdir. Akademinin ilk günleri yaşadıkları onu kötülüğe teşvik edip Lukas’a yaklaştırsa da günler geçtikçe alışmaya ve kendisini bulmaya başlar. Eski Karanlık Cadı’ya olan benzerliği yüzünden akademideki diğer bütün ırkların nefreti ile karşılaşsa da büyükannesi gibi olmadığını herkese göstermeye kararlıdır. Zamanla diğer ırklardaki kişileri tanıyıp arkadaş oldukça öğrendiği gerçekler onu planlar yapmaya zorlar. Evrendeki adaletsizliğe dur demek için bir araya geldiği arkadaşlarıyla yaptıkları bu ölümcül planın sonunda neler olacak dersiniz? Çok çok daha fazlası ile birlikte okuyup öğreniyoruz.
.
Kitapta bahsi geçen ırklar; Büyücüler, Keltler, Lupinler, Icarallar, Elfler, Faeler… daha başka bir çok türün çeşitli güçlerini, ilginç yaşayış biçimlerini ve birbirleri arasındaki düşmanlıklarını görüyoruz. Elloren, bu ırkların bir çoğundan oluşan bir arkadaş grubu edinir ama gerçekten kolay bir arkadaşlık olmadı. Hatta ırklar arası ilişkiler ve evlilikler yasak olmasına rağmen burada bir takım imkansız aşklara da şahit oluyoruz. Kısaca her şeyiyle ilgimi çeken bir kitap oldu. Dolu doluydu ve hikayenin devamını heyecanla bekliyor olacağım