·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Aralık 2024 18:48 Paulo Coelho’dan insanın yaşamda kendisini bulmasına dair anekdotları, iyi veya kötü başımıza gelen olayların ardındaki görünmeyen anlamları farkına varmamızı ve aslında bazen savaş diye nitelendirdiğimiz şeyin yaşam olduğunu kavramamıza sebep olacak olayları ile hissel
anlatımıyla o müthiş eser…
(Dikkat! Okuyacaklar için spoiler içerir.)
İsrailli (marangoz olan) ilyas peygamberin kendi ülkesinden tek Tanrı’ya inanan peygamber olduğu iddiası sebebiyle öldürülmemek için kaçtığı yolculukla başlayan bir serüven. Bir süre açlıktan ölmemek için doğanın imkanlarından yararlanan İlyas yoksul bir dul kadın ve oğlu ile karşılaşır. Tanrı’nın tekrar israil'e dönmesine izin vereceği güne kadar Akbar kentine dul kadının evine yerleşir. İlyas Peygamber burada bir yabancı olarak görülür bazı insanlar tarafından gerçekleştirdiği mucize sayesinde sevilirken bazı insanlar tarafından uğursuzluk getirdiğine inanıldığı için sevilmez. Bu zaman boyunca ilyas Peygamber dul kadına aşık olur ama bir türlü ona açılamaz. Ne yazik ki daha sonra kent Asurlular'in saldırısına uğrar ve yerle bir olur. İlyas Peygamberin sevdiği kadın da bu saldırıda yanarak ölür ve kadın oğlunu İlyas Peygambere emanet eder. İşte Paulo Coelho’nun derin anlatımı en çok burda dokundu bana.. İlyas peygamber tam sevdiği kadın ve oğlu ile İsrail’e kendi kentine dönmeye karar vermişken savaşın çıkması ve İlyas’ın en sevdiği insanın elinden kayıp gidişi. Yazarın ölümün sessizliğini bir kentin yıkılışıyla beraber İlyas’ın da yıkıntı ve toza dönüşmesini anlatışı daha sonrasında oğluyla beraber yıkılan şehri annesi (İlyas’ın sevdiği kadın) için tekrar yaşama döndürmeye çalışırken verdiği ruhsal ve maddi mücadelesini öyle güzel aktarmış ki..
İlyas Peygamber ve çocuk şehri şehirde kalan bazı insanlarla birlikte yeniden inşa etmeye başlarlar. Birkaç yıldan sonra Tanrı’nın çağrısıyla İlyas Peygamber Israil'e döner. Ve oğlu orda kalır ilerde ise sevdiği kadının oğlu kenti yönetecektir. İlyas peygamber burada Tanrı’ya ihanet eden peygamberleri öldürür. Daha sonra bir dağda yaşamını sürdürür. İncilde ise onun göğe çıktığına inanılır.
Ben özellikle Akbar'ın yıkılışından sonrasındaki hikayede çok etkilendim gözlerim dolarak okudum hatta sonlarını, çünkü gerçek yaşamdaki gibi İlyas peygamber de tam huzuru hissettiği anda başına gelenlerden ders çıkarmak zorundadır ve insan ne kadar güçlü olursa olsun acı karşısında zayıftır.
Okumama vesile olan sevgili Hilal Tural'a da ayrıca teşekkür ederim bana notunda şöyle yazmıştı “Zalimler ne kadar güçlü olsa da duruşunu bozmaman dileğiyle”
Şimdi daha derinlikli okuyorum bunu, yaşamımızda karşılaştığımız pürüzlerin hepsinin mutluluğa açılan bir kapı olduğunu ve buna ulaşmanın yolunun ise asla vazgeçmemekten geçtiğini, yaşarken aslolan yaraların içinde bile olsan kimliğinden 'duruşundan' vazgeçmemek gerektiğini belirten bu kitabı, hayatınızda illaki bir dönemde okumamız dileğiyle..