·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Aralık 2024 22:50 Şimdii... Nereden başlasam??? Öncelikle 3. kitaba bir bakalım, diğer 2 kitabın gölgesinde kalmış, final olacak diye kenarda köşede bırakılmış bir seri sonu kitabı ASSSLA değil. Her sayfa çevirişinizde olay oluyor, Rin sağa sola koşturuyor, bir karaktere bir şey oluyor derken o heyecan hiç mi hiç kaybolmuyor. Genel olarak yorumlarına bakmadım ama bence seriye yakışır bir final kitabıydı keza finalin de aynı şekilde olduğunu düşünüyorum. Yazarımızın cidden elinden öpmek istedim bu nasıl bir kalem be ablam... Mevzu bahis büyük savaşları o kadar yalın, o kadar basit ve sade anlatmayı başarmış ki sanırsınız yemek tarifi veriyor? Ama anlattığı sahne gözünüzde her detayıyla akıyor o an; kitap okuyor gibi değil de VR gözlükleri takmış, bir filmden sahne izliyor gibisiniz. İnanılmaz iyiydi.
*BUNDAN SONRASI SPOILER İÇEREBİLİR!!!!*
Rin...
Yaklaşık 1600 sayfa boyunca sahip olduğu o öfkesinden, intikamından ve hırsından bir gram bile kaybetmeyen, dünyaya sahip olup hükmetmek için kendinden, sevdiği adamlardan, halkından vazgeçen, önüne geleni yine ayırt etmeksizin yakan Rin...
Okuduğum kitaplarda karakteri sevdiğim, evrene bayılıp keşke orada yaşasaydım dediğim çok oldu ama daha önce hiç bir karakteri bu kadar içten anlamamıştım. Daha önce hiç bir karaktere dönüşmeyi, o olmayı bu kadar istememiştim...
Güce sahip olmak için bir noktada kendinden bile vazgeçiyor, asla durmuyor, kaybetmeyi kabul etmiyor, yıkılmıyor hatta yıkılamıyor çünkü pes etmek nedir bilmiyor çünkü bunun için doğmamış. Kazanana kadar durmuyor.
İlk kitabın ilk sayfasından son kitabın son sayfasına kadar bu tutumundan vazgeçmediği için öyle huşu içindeyim ki anlatamam. Bazı yazarlar güç istemenin ya da bunun uğruna dünyaları yakmanın çok utanç verici olduğunu düşünüp bir noktada karakteri düzeltmeye (?) karar veriyor ve o kararlı, dik duran karakteri yok ediyor. Yazar NEYSE Kİ Rin'e bunu yapmıyor, gücü elinden almıyor. Hatta artık Rin tamamen ateş kontrolünü eline aldığında deneme için hayvan yaktığı bir sahne var. Orada Rin'in bundan zevk aldığı yazıyor sadece. Herhangi bir utanma ya da çekinme yok, kendini ayıplama yok. Sadece gücünün farkında ve zevkine varıyor. Bunun için bile yazara teşekkürü borç bilirim.
Ayrıca Altan'ın canlı olup sürekli Rin'i yönetmesindense ölü olup kafasında bir şeyleri kurmasına yardımcı olması fikri süperdi bence. Ölü bir karakter ne kadar verimli kullanılabilirse o kadar verimli kullanılmış Altan. Canlı halinden daha yararlı olduğu kesin bu arada hah.
Nezha ve Kitay'a girmiyorum bile. Rin'in ikisine de ölümüne bağlı olup yine de yolundan dönmeyişi bir kenara, hiçbirinin günün sonunda birbirine kıyamıyor olması çok can yakıcıydı. Hele Nezha'nın Rin ve Kitay'a karşı savaşı kaybettikten sonra gece yine onların yanına gelip sarhoş olup gitmesi...
Evrenlerin birinde senin kadar güçlüyüm ve yoluma çıkanı küle çeviriyorum Fang Runin...