Sedneya hapishanesindeki 100 bin mahkuma hala ulaşılamadı.
İkinci kattakilere ulaşıldı ama tahliyeleri öyle düşünüldüğü kadar kolay olmadı.
Çünkü insanlar yürüyemiyor, konuşamıyor.
O nedenle hücrelerden bu mahkumlar tek tek sırtlara alınarak bahçeye çıkartılıyor.
Lakin o kişiler akıllarını kaybettikleri için nereye gideceklerini bilmiyorlar.
Bazı hücrelerde oturmuş şekilde ölen ve kurumaya başlamış mahkumlar var.
Eksi üçüncü kata ulaşmak için uğraşılıyor.
Binanın haritaları inceleniyor.
Ama kapıların şifreleri bilinmiyor ve gardiyanlar dün sabah kaçmadan önce tüm elektrikleri kestiği için kapıların işlevi yok.
Ayrıca demir kapıların kalınlığının en az 60 cm olduğu tespit edilmiş.
Vinçler ile duvarları deliyorlar bugün.
Bu insanların suçları Esed'in seçime gitmesini istemeleri.
Üst kattaki kadınların açıklamaları her saat medyaya düşüyor.
"Biz hergün oruçlu oluyorduk.
Zira bize bir öğün ekmek veriyorlardı.
Ama küçük çocuklarımız da olduğu için, ekmeği az az bölerek onlara yediriyorduk. Kalan ekmek ile bizler de gece oruca niyet ediyorduk."
Bunları sizler bugün duydunuz.
Gözyaşı Ülkesi kitabımızı okuyanlar bu zulümleri biliyordu zaten.
Binlerce Suriyeli ile görüşerek yazdığımız Gözyaşı Ülkesi kitabında Suriye savaşının nasıl başladığını, olayların nasıl ilerlediğini, mahkumların başına ne geldiğini tek tek yazmıştık.
Okuyanlar Zehra isimli kızın neler yaşadığını hatırlar.
Bu zulüm tam 60 yıldır vardı.
Lakin 13 yıldır daha da ağır şekilde devam etti.
Gözyaşı Ülkesi kitabını okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Safiye Çetinkaya