·81 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Aralık 2024 00:26 Jamaica Kincaid’in henüz türkçeye çevrilmemiş bir başka eseriyle geldim: A Small Place. Yavaştan yazarın dünyasına girmiş gibi hissetmeye başladım kendimi. Doğduğu yer, büyüdüğü aile, yetiştiği toplum ve tüm bu olgularla şekillenmiş yazarın iç dünyası bu eseri ile biraz daha somutlaştı kafamda. Kısa ve yoğun bir eser A Small Place. Annemin Otobiyografisi üzerine inceleme yazarken sömürge topraklarında yerli halktan olmanın trajedisine değinmiştim; “Sömürge altında olmak; vatanın olan doğduğun topraklarda bir yabancı olmak, kendi yurdunda kendi dilini değil, denizlerin ötesinden gelmiş fatihlerin dayattıkları dili konuşmak, çocuklarına hiç görmediğin ve görmeyeceğin bir ülkenin kral veya kraliçesinin adını koymak, onların dini inancını yaşamak… İlk kez bu kadar yakından bakmıştım bir sömürge ülkesine, üstelik bir kadının iç dünyasındaki aynadan.” Yazar bu eserde tam da bunu merkeze alıyor. Doğup büyüdüğü ada olan Antigua’yı bir sömürge altında yaşayan yerli halkın gözüyle bir de adaya tatile gelen turistin gözüyle tasvir ediyor. Bir turist olarak siz gelince muhtemelen şöyle görürsünüz, fakat toplum bunu böyle yaşıyor nevinden kıyaslamalarla ilerliyor eser. Kısa ve derinlikli bir anlatı. Son üç yüz yılın hem sosyal hem politik bir gerçeği olan sömürgecilik edebiyata sayısız eser vermiş temalardan biridir. Hele ki sömürge altındaki topraklarda yaşamış yazarların kaleminden çıktıysa, savaş ve göçmenlik temalarını işleyen eserlerle yarışır metnin gücü.
Uzun lafın kısası çok güzel eser. Umarım en yakın zamanda türkçeye de çevrilir.