·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Aralık 2024 00:00 Kitabı çok beğendim. Akıp gidiyor tabiri caizse. Baba-oğul ilişkisi hem edebiyatın en vazgeçilmez konularından hem de yazarların hayatlarının en çetin meselelerinden biridir. Şüphesiz bir yazarın babasıyla olan ilişkisini olduğu gibi aktarabilmesi; babanın çocuğuyla mesafeli oluşundan ötürü çok da zordur. Hasan Ali Toptaş, bu kitabında Ankara-Denizli arasında salınıp giden destansı bir baba-oğul öyküsü anlatıyor bize. Öykü, ömrü şoförlükle geçen memlekette çiğnemedik yol bırakmayan Aziz bey'in, bir trafik kazası sonucu kaybettiği bacağı ve yerine konan/takılan ama bir türlü aslının yerini tutmayan takma bacakların etrafında işlense de, okur karakterlerin iç dünyasına yönelerek gerçeğin ne olduğunu ölümün ensesinde arar durur. Denizli'ye gidişlerinde yazarın peşini bırakmayan ecel atı ve beyaz gömlekli çocuk, okuru töresel bir havada geleneğin içindeki tatlara götürür, fantastik dünyanın kapılarını açar.
insan gözünün görebileceği en çıplak gerçeğin ölüm olduğu bir kitap "kuşlar yasına gider". Toptaş, içimize yolculuk yaptırıyor, gömü'den geçerken vites küçülttürüyor; çay dağıtan insanların yüzlerinin; çaydan daha sıcak olduğunu fısıldıyor bize.