Elif şafağın her zamanki akıcı ve şiirsel üslubu ile bizleri sarıp sarmalayan müthiş bir roman “Kayıp Ağaçlar Adası”
İlk olarak 16 yaşındaki Ada’nın Londra’daki travmatik hayatını ve babası Kostas ile olan uzak ilişkisini derin bir yalnızlık içinde anlatmaya başlayarak çekiyor öykü sizi içine. Köklerini ve ailesini bilmeyen bir genç kızın hikayesinden zamanda yolculuk yaprak 1974 yılı Kıbrıs’ına gidiyoruz.
Yaşanan yasak aşkı toplumsal olaylar ile harmanlayarak gözler önüne ustaca seriyor Elif Şafak. Anlatımındaki ustalık sizi tasvir ettiği mekanlara alıp götürüyor adeta.
Çatışmalar, adadaki bölünmeler ve bu aşkın trajik sonuçları detaylandırırken okurlarına olayları her iki tarafın da gözünden aktarmaya çalışması oldukça başarılı.
Doğanın, kitabın başından sonuna kadar önemli bir anlatıcı rolü üstlendiğini de atlamamak gerekiyor. Özellikle incir ağacının perspektifi hem karakterlerin iç dünyalarını hem de adanın tarihini özgün bir şekilde aktarıyor.
Elif Şafak, hikayeyi geçmiş ve bugün arasında gidip gelerek şekillendirirken, okuyucuyu kişisel kayıplar ve toplumsal hafızanın etkileri üzerine düşünmeye davet ediyor.
Okumaya başlayınca elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kalitede bir roman.
İyi okumalar