İlhami Algör'ün 2013'te okurlarına kavuşturduğu kısa hikayesi, kimi okurlarınca İhsan Oktay Anar'ın bir nevi parodisini kitabında buluşturduğu, bezekli bir dille alınan zevki doruğa çıkaran bir eser iken; kimilerini hüsrana uğratan, kopukluklardan çıkarılan parçalardan bir bütün oluşturamayan, sayfaların arasına ansızın sıvışmak suretiyle yazara Ka-ma gibi "Neyi böldüm?" deyip cevap bulmayı ummuş, oysa bölünmüş bir şey yok iken bütüne ulaşmanın ipsiz sapsızlığına erememekten hayali kırılmış, "Bir Müzeyyen ve onun müptelası, müncezip o adam çıkar mı be?" derken son sahnelerine varıldığında derin bir nefesle kapanan kitap kapakları. Takiben kapağına şöyle bir bakıp "güzel çizmiş" dediğim, saygı duyduğum ikiz.
En çok da eski türkçenin güzelliğinde kaybolurken araya itinayla itilmiş, biraz değiştirilmiş oluşundan gözden kaçabilen, bazen de güncelliğini yitirmiş vecize ve deyimlerden faydalanmış İlhami Algör'ün kullandığı atasözleri ve deyimleri burada biraz daha eşelemek istedim.
medium.com/@aseltas/kalfa-...