Diken ve KaranfilYahya Sinvar Hatıralarla dolu bir kitabın sayfalarını aralıyorum.
En zayıf olduğum yerden vuruluyorum.
Elim yetişmiyor, taşım ulaşmıyor, sözüm duyulmuyor.
Burası Gazze, şehadet kapısı
Burası hastaların cennete taburcu edildiği yer...
O ise işgale doğmuşların nicesinden biri, anlattığı ise işgal edilemeyişin hikayesi.
Zihin kumbarası canlı, dinamik ve hayatın her karesi itinayla kaydedilmiş. Yolda veya herhangi bir voltada an be an gün be gün geri sarılan bir film şeridi eşliğinde anlatıyor her şeyi... Bir uzuv gibi taşınıyor hatıralar.
Nice ideolojilerin liderleriyle gelip, liderleri gittiğinde sönen davalarının aksine Allah'ın davasının isimler üzerinden yürümediğinin ispatı. İmadlar, Yasirler, Yahyalar, İbrahimler, medreseleşen zindanlar, düğün evinde tebriklere dönen şehadetler...
İmamın vefatıyla namazın durmaması için bir diğerinin yerine geçmesi gibi yorulmayan bir devamlılık.
Kitapta Hamas, İslami Cihad ve diğer Filistin örgütleri ile ilgili yapılan analizler, tartışmalar hala güncelliğini koruyor. Olayları tahkiye ederken ki “insaflı inceliğe” de hayran kaldım.
Kitabın başkahramanını yaşadıkları 1960'lı yılların başlarında doğan ve aileleri Nekbe sırasında köylerinden, kasabalarından sürülen, Gazze, Batı Şeria ile Lübnan, Ürdün ve Suriye gibi komşu ülkelerdeki mülteci kamplarına yerleştirilen bir neslin yaşadıklarının özeti.
Filistinli şair" Çatışma ortamında çocuklar adam doğar" diyor. Ya adam olmayanlar?
Onların zihinleri, birbirleriyle yarışan reklam panolarının sıralandığı otoban gibi. Eksikliklerini tamamlamak için verirler mücadelelerini. En güzel kokan parfüm, en çekici kadın, en dolgun maaş derken nerden geldiği bilinmeyen bir sopa alınlarının tam ortasına isabet eder.
Eksik sanılan yanlar bir avuç kum gibi dökülür parmakların arasından.
Ruhun öyle üşür ki, akan kanının sıcaklığı ruhunu ısıtsın istersin. Dünyayı değiştiremezsin ama ölüme hoşgeldin diyebilirsin.
O yüzden, burası gazze
Burada görmek incitir insanı.
Dertli olan okumalı, dertlenmeyi bilmeyen öğrenmek için okumalı, çözüm yok boşa uğraşıyoruz diyen okumalı. Dünyanın kaç kuruş ettiğini bir tokat gibi suratında hissetmek isteyen okumalı.